Kutsal kitaplardaki iki farklı İbrahim.
Hz. İbrahim ile ilgili ayetler Tevrat’ın Tekvin bölümünün 11. Bap 26. Ayetiyle başlamaktadır. Bu ayetlerde İbrahim’in soyu, babası, doğduğu yer, karısının kim olduğu yazmaktadır. Daha sonra İbrahim’in babasının ailesiyle birlikte Harran’a yerleştiğinden söz edilir ve babasının ölümü ve kaç yaşında nerede öldüğü yazılır. Tevrat’ta nedense, İbrahim ile babası arasındaki olaylara hiç değinilmez. Çünkü bu ayetler Yahudi din adamları tarafından Tevrat’tan çıkarılmıştır. Fakat Kur’an’da bu olaylar birçok kez ele alınmıştır.
BAP 11
Yar.11: 26 Yetmiş yasından sonra Terah'ın Avram, Nahor ve Haran adli oğulları oldu. Yar.11: 27 Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran’ın babasıydı. Haran’ın Lut adli bir oğlu oldu. Yar.11: 28 Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildaniler'in* Ur Kenti'nde öldü. Yar.11: 29 Avram'la Nahor evlendiler. Avram'ın karının adı Saray, Nahor'unkinin adı Milka'ydı. Milka Yiska'ın babası Haran’ın kızıydı. Yar.11: 30 Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu. Yar.11: 31 Terah, oğlu Avram'ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lut'u ve Avram'ın karisi olan gelini Saray’ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler'in Ur Kenti'nden ayrıldılar. Harran'a gidip oraya yerleştiler. Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yasadıktan sonra Harran'da öldü.
Tevrat’taki bu ayetleri okuduktan sonra İbrahim (Avram) ile babası arasında hiçbir sorun olmadığına ve gayet mutlu bir aile yapısı sergilendiğine tanık oluyoruz. Gerçek böyle mi acaba? Şimdi de Kur’an’dan ayetler okuyalım.
74- İbrahim, babası Âzer'e demişti ki: "sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum".
75- Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.
76- Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü:"Rabb'im budur" dedi. Yıldız batınca da:" Ben batanları sevmem" dedi.
77- Ay'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur" dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum" dedi.
78- Güneş'i doğarken görünce: "Rabb'im budur, bu hepsinden büyük" dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım".
79- "Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim".
80- Kavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki: "Beni doğru yola eriştirdiği halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum, ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hiç düşünmez misiniz?"
81- "Hakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?" Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır?
82- İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar... İşte güven onlarındır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
83- İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.
84- Biz ona İshak'ı ve Yakub'u da hediye ettik: Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh'a ve onun soyundan Davud'a, Süleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz.
85- Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullarımızdandı.
86- İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.
87- Babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını da (üstün kıldık). Onları seçtik ve doğru yola ilettik.
88- İşte bu, Allah'ın doğru yoludur. Kullarından dilediğini o doğru yola iletir. Eğer onlar Allah'a ortak koşsalardı, yaptıkları bütün amelleri boşa giderdi.
89- İşte onlar, kendilerine kitap, hüküm (hikmet ve hükümranlık) ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Bunlar, ona inanmayacak olurlarsa, yerlerine, onu tanımamazlık etmiyecek bir toplum getiririz.
90- Bunlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki:"Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece bütün âlemlere bir öğüttür.
91- Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.
92- Bu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.
Kur’an / En’am
Değerli okurlar; İbrahim’in babasıyla olan diyaloğunu içeren daha birçok ayet vardır. Fakat biz bu suredeki ayetleri özellikle seçtik. Dikkat ettiyseniz yazımızda İbrahim bölümüne girerken önemli ve radikal bilgiler vermiştik. Yeri gelmişken konuyu biraz daha açalım ki, kimsenin aklında en ufak şüphe kalmasın.
1 - İbrahim atalarının dinini inkâr eden ve onların sapık uygulamalarına şiddetle karşı çıkan, aralarında öz babasının da bulunduğu topluluğu uyaran hatta bu uğurda eylemler gerçekleştiren ve bu çabalarından dolayı Allah tarafından dost edinilen çok büyük bir peygamberdir. Bunun böyle olduğunu Kur’an’dan aktaracağımız diğer ayetlerle kanıtlayacağız. Şunu da belirtmekte yarar var; İbrahim’in ataları putperestliğe yönelmişlerdi, tıpkı onun ilk oğlu İsmail’in soyundan gelen Araplar gibi. Zaten son peygamber Hz. Muhammed de tıpkı atası Hz. İbrahim gibi putperestliğe savaş açmış ve bu uğurda birçok eylemler gerçekleştirmiştir. Bundan ötürü, o zamanın ileri gelenleri tarafından Hz Muhammed’e çok büyük eziyetler edilmiştir. Bu arada, kurallara uymayan hatta peygamberlere eziyet çektiren hatta onları öldüren İsrailoğulları da lanetlenmiştir. Onlar öyle bir sapıklık içersine girmişlerdir ki bu çok önemli; İbrahim sayfalarını Tevrat’tan çıkarmışlardır. Şu ayeti ibretle tekrar okuyalım:
91- Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.
Kur’an / En’am
2 - Tevrat’ta da belirtildiği gibi İbrahim ( Bu konuyla ilgili Tevrat ayetlerini de yeri geldiği zaman okuyacaksınız ) Allah tarafından seçilen ve soyuna da Peygamberlik müjdelenen bir peygamberdir. Tevrat ile Kur’an arasında en ufak bir çelişki yoktur bu konuda. Fakat pratikte çok büyük bir sorun vardır. Bu sorunu yaratan da gene İsrail oğullarıdır. İlerde okuyacağınız Tevrat ayetlerinde İsmail de tıpkı İbrahim’in diğer oğlu İshak gibi 12 oğul sahibi olur. Ancak İsmail ondan sonra hiç anılmaz. Tevrat yazıcıları böylelikle İsmail’i ve onun soyunu yok sayarlar ve son Peygamberin Araplardan yani Hz. İbrahim’in ilk oğlu İsmail soyundan çıkmasına tahammül edemezler. Kibirleri onları mahvetmektedir, fakat bilmezler. İnkâr etseler de etmeseler de Hz. Muhammed Arap kavmine gönderilen elçi ve insanlığa gönderilen son peygamberdir, dolayısıyla Kur’an’da son kitaptır. Kimse başka kitap beklemesin.
Konumuza kaldığımız yerden devam edelim. Şimdi İbrahim’in babasıyla arasında geçen diyaloğa bir göz atalım. Yalnız bunu yaparken bir hatırlatma yapalım İbrahim bölümüne girerken bir hatırlatma yapmıştık Eski ve yeni ahitten farklıdır son ahit diye. Kur’an’da eski peygamberlerin yaşam hikâyeleri farklı surelerde ve ayetlerde ele alınmıştır. Çoğu kez Hz. Muhammed’e teselli amaçlı, bazen da ashabına örnek teşkil etmesi amacıyla.
69- (Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.
70- Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
71- "Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler.
72- İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"
73- "Veya size fayda veya zararları olur mu?"
74- "Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."
75-76- İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"
77- "Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)"
78- "O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"
79- "Beni yediren, içirendir,"
80- "Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."
81- "O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "
82- "Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur."
83- "Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."
84- "Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"
85- "Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"
86- "Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "
87- "(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."
88- "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"
89- "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."
90- (O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.
91- Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.
92, 93- Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.
94- Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.
95, 96- Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
97- "Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
98- "Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."
99- "Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."
100- "Bak bizim için ne şefaatçiler var,"
101- "Ne de yakın bir dost."
102- "Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."
103- Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.
104- Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kur’an/Şuara
Dikkat ederseniz 86. ayette İbrahim’in putperest olan babası için dua etmesi yakarışta bulunmasına değiniliyor. Bu olayın ciddiyeti açısından şu ayeti bir okuyalım:
114- İbrahim'in babası için istiğfar etmesi de sırf ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıklanınca o işten vazgeçti. Şüphesiz ki İbrahim, çok bağrı yanık, çok halim birisi idi.
Kur’an/Tevbe
Ashabını bilgilendirmek amacıyla inen ayetlere örnek olanlardan birini okuyoruz.
83- Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı.
84- Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti.
85- O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz?"
86- "Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz?"
87- "Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"
88- Derken yıldızlara bir baktı da:
89- "Ben gerçekten hastayım" dedi.
90- O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.
91- Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.
92- (Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi).
93- Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
94- Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler.
95- İbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"
96- "Hâlbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır."
97- Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.
98- Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.
99- Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."
100- "Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!"
101- Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.
102- Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
103- Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı.
104- Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! "
105- "Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."
106- "Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)
107- Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
108- Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık.
109- Selam olsun İbrahim'e...
110- İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
111- Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
Kur’an/Saffat
Dikkat edilirse ayetler mükemmel bir şekilde birbirini izlerken gerçekleşen olaylar da bir bütün halinde açıklanmaktadır. İbrahim’in putlara karşı eylemlerine devam edelim diğer konuları yeri geldiği zaman ele alacağız.
51- And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.
52- O zaman o, babasına ve kavmine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.
53- Onlar: "Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk" dediler.
54- İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
55- Onlar : "Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.
56- O şöyle dedi: "Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."
57- "Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım."
58- Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.
59- (Kavmi) "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir." dediler.
60- (Bazıları) "İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk" dediler.
61- "O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler" dediler.
62- (İbrahim gelince ona) "Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler
63- İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.
64- Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."
65- Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: "And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin." dediler.
66- (İbrahim) dedi: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?"
67- "Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
68- Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.
69- Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.
70- Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.
71- Onu da, Lût'u da, âlemler için bereketli ve kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.
72- Ona (İbrahim'e) İshak'ı, üstelik bir de Yakub'u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kıldık.
73- Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.
74- Biz Lût'a da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar kötü, fasık bir kavimdi.
75- Onu ise rahmetimizin içine aldık. Çünkü o salihlerdendi.
76- Nuh da daha önceleri bize yalvarmıştı; biz de onun duasını kabul ettik, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
77- Âyetlerimizi yalanlayan kavminden onun öcünü aldık. Şüphesiz onlar kötü bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) boğduk.
78- Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik.
79- Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman'a bildirmiştik; (zaten) herbirine hüküm ve ilim vermiştik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık. (Bütün bunları) yapan bizdik.
80- Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?
81- Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.
82- Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.
83- Eyyûb da: "Başıma bir bela geldi, (sana sığındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti.
84- Biz de onun duasını kabul ettik de başına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik .
85- İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.
86- Onları da rahmetimizin içine aldık. Onlar gerçekten salih olanlardandı.
87- Zünnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" diye seslenmişti.
88- Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.
89- Zekeriya da hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek başıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti.
90- Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.
91- Irzını koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.
92- Doğrusu bu sizin ümmetiniz (tevhid dini olan müslümanlık), bir tek ümmettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.
93- Ama insanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar ama, hepsi bize döneceklerdir.
94- İnanmış olarak yararlı iş işleyenin emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız.
95- Yok ettiğimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da çekmek üzere) bize dönmemesi gerçekten imkânsızdır.
96- Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc(un seddi) açıldığı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip çıkarlar.
97- Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler.
98- Siz ve Allah'dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.
99- Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktır.
100- Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler.
101- Şüphesiz katımızdan kendileri için güzel şeyler takdir edilmiş olanlar, işte oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır.
102- Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.
103- O en büyük korku bunları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.
104- Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız.
105- And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebûr'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.
106- Şüphesiz bu Kur'ân'da kulluk eden kimseler için kâfi bir öğüt vardır.
107- (Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
108- De ki, bana ancak şöyle vahyolunuyor: "İlâhınız ancak tek bir ilâhtır. Şimdi siz artık müslüman oluyor musunuz?"
109- Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem."
110- Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
111- Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.
112- (Hz. Peygamber şöyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet ve Rabbimiz O Rahmân'dır ki, isnad ettiğiniz (yalan) vasıflarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak O'dur. "
Kur’an / Enbiya
51. ayetten 67. ayete kadarki bölümde Hz İbrahim’in putlara karşı eylemi anlatılmaktadır. Sonrasında ise Hz. Muhammed’e kadar gelişen olaylar ve daha sonra gerçekleşecekler özetlenmiştir. AL- İ İMRAN Suresinin şu ilk ayetlerini okuyalım ve konumuza devam edelim.
Al-İ İMRAN SURESİ
Rahman ve Rahim olan Allah'in adıyla
1- Elif, Lâm Mîm,
2- Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, hayy ve kayyûmdur.
3- O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi.
4-Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır.
5- Şu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.
6- Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'dur.
7- Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.
8- Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
9- Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymaz.
10- Gerçek şu ki, kâfirlere, Allah'tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez. İşte onlar, o ateşin yakıtı olacaklar.
11- Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandır.
12- O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.
13- Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır.
14- İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.
15- De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görür.
16- Onlar ki, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!" derler.
17- O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).
18- Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır.
19- Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir.
20- Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendir.
21- Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla müjdele!
22- İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.
23- Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.
24- Bunun sebebi, onların "belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır.
Yukarıya aldığımız ayetler gerçekten çok önemlidir. Kitapları tahrif edenler. Bir olan dini birçok dine, mezhebe, tarikatlara bölenler için çok önemli uyarılar vardır. İşte bizim amacımız da din adamları tarafından Kutsal kitaplarda yapılan tahrifatları ortaya sergilemek ve dini bin bir parçaya bölerek insanları birbirine düşman edenleri uyarmaktır. Uyarılarımıza kulak asmayacaklarını biliyoruz. Ama biz yine de uyaralım.
İBRAHİM’İN HARRAN’DAN ÇIKIŞI
Tevrat yazıcılarının yaptığı tahrifatı gözler önüne sermek için öncelikle şu Tevrat ayetlerini tekrar okuyalım:
BAP 11Yar.11: 26 Yetmiş yasından sonra Terah'in Avram, Nahor ve Haran adli oğulları oldu. Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yasadıktan sonra Harran'da öldü
Tevrat / Yaratılış
Bu ayetlerden anlaşılacağı üzere İbrahim, ( Avram ) babası 70 yaşını geçtikten sonra doğmuştur. Dolayısıyla babası öldüğünde İbrahim 135 yaşındadır. Yani babasının yanındadır, başka bir ifade ile ilk konaklama yeri olan ve bir türlü gidemedikleri Kenan ülkesinde değil de Harran’dadır. Tevrat ayetlerini okumaya devam edelim:
Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yasındaydı. Tevrat / Yaratılış
Bu ayete göre İbrahim Harran’dan ayrıldığında 75 yaşındadır diğer ayetlerden anlaşılacağı üzere ise 135 yaşındadır. Yahudi yazıcılar matematikten hiç anlamıyor anlaşılan. Denebilir ki, İbrahim babası ölmeden önce Harran’dan ayrılmıştır. Tevrat ayetlerini tekrar okuyalım ve mantıklı bir yorum yapalım bu soruya.
BAP 11Yar.11: 26 Yetmiş yasından sonra Terah'in Avram, Nahor ve Haran adli oğulları oldu. Yar.11: 27 Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran’ın babasıydı. Haran’ın Lut adli bir oğlu oldu. Yar.11: 28 Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildaniler'in* Ur Kenti'nde öldü. Yar.11: 29 Avram'la Nahor evlendiler. Avram'ın karısının adı Saray, Nahor'unkinin adı Milka'ydı. Milka Yiska'nın babası Haran’ın kızıydı. Yar.11: 30 Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu. Yar.11: 31 Terah, oğlu Avram'ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lut'u ve Avram'ın karısı olan gelini Saray’ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler'in Ur Kenti'nden ayrıldılar. Harran'a gidip oraya yerleştiler. Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yasadıktan sonra Harran'da öldü.
Tevrat / Yaratılış
Terah 70 yaşından sonra üç çocuk babası oluyor. Bu üç çocuk eğer üçüz değilse kronolojik anlatıma göre ilk oğlu İbrahim’ dir. Diğerleri birkaç yıl sonra doğmuştur. İlk evlenen oğlu en küçük olan Haran’dır ve onun da Lut adında oğlu olur. Keldanilerin Ur kentinde ( muhtemelen Urfa) Haran babası sağ iken ölür. Daha sonra İbrahim ve erkek kardeşi evlenirler İbrahim’in karısının adı Saray, Nahor’un karısının adı Milka’dır. Milka Yiska’nın babası, Haran’ın kızıdır. Burada Milka’nın erkek mi? yoksa kız mı? olduğu anlaşılmıyor. Anlamak için biraz zorluyoruz kendimizi; Yiska’nın babası olması için erkek olması gerekir. Herhalde Nahor bir erkekle evlenmedi. Hadi öğle oldu sanalım eşcinsel bir evlilik yaptılar peki Yiska’yı kim doğurdu? Haran’ın kızıyla evlenmişse o zaman Milka’nın kız olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla karısı erkek kardeşi Haran’ın kızıdır. Erkek kardeşinin kızının yani öz yeğeni Yiska ile evlenmesi ne kadar doğrudur bilemeyiz.. Dileriz çeviri hatasıdır bu..
Devam edelim; İbrahim’in karısı Saray kısırdır dolayısıyla çocuğu olmamaktadır. Daha sonra Terah oğlu İbrahim’i, Haran’ın oğlu yani torunu Lut’u ve İbrahim’in karısı Saray’ı yanına alarak Kenan ülkesine gitmek üzere yola çıkar, ancak bu yolculuk Kenan ülkesine varamadan noktalanır. Terah ve yanındakiler Harran’a yerleşir. Bu ayetten anlaşılacağı üzere Harran mola yeridir ve asıl gidilmesi hedeflenen yer Kenan ülkesi yani Filistin’dir. Güneydoğu Anadolu’da bulunan Harran’a geçici yerleşmek Terah’ın düşüncesinde vardır, nihai hedef Filistin’dir. Ama ne yazık ki Terah’ın ömrü buna yetmez ve İbrahim’in babası Terah 205 yaşındayken Harran’da ölür. Terah öldüğünde İbrahim 135 yaşındadır. Tevrat ayetlerini okumaya devam edelim:
BÖLÜM 12 Yar.12: 1 RAB Avram'a, «Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git» dedi, Yar.12: 2 «Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, Bereket kaynağı olacaksın. Yar.12: 3 Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak.» Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yasındaydı. Yar.12: 5 Karisi Saray’ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar. Tevrat / Yaratılış
Daha önceki ayetlerde yazıldığına göre, İbrahim’in babasının fikri Kenan ülkesine gitmektir. Bütün ailesini alarak yola çıkar ama önce Ur ketinde bir süre konaklar ve daha sonra Kenan ülkesine gidecektir, ancak ömrü buna vefa etmez ve bu şehirde ölür.
12. bölümün birinci ayetinde ise Tanrının İbrahim’e ailesi ile birlikte Kenan ülkesine gitmesi söylenir. Yani babasının fikri değil Tanrının emridir gidilmesi gereken yer. Hadi öyle farzedelim İbrahim babası ölmeden önce yani 75 yaşında Ur kentinden ailesi ile birlikte ayrıldı. Babasının Ur kentinde verdiği mola demek ki 60 yıl sürmüş. İbrahim’in babası şöyle bir mola verelim derken 60 yıl geçmiş ve çok arzuladığı yere gidememiştir. Maalesef Terah’ın ömrü buna yetmemiştir.
TEVRAT’A GÖRE ALLAH’IN İBRAHİM’İ SEÇMESİ
Tevrat’ın 12. Bölümünün ilk ayetinde Allah İbrahim ile konuşmaya başlar. Ona der ki; ülkeni akrabalarını baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git. İbrahim’i büyük bir ulus yapacağını bizzat İbrahim’e söyleyen Allah onu kutsayacağını, ün kazandıracağını, bereket kaynağı olacağını söyler ve İbrahim’i lanetleyenleri lanetleyeceğini söyleyip, yeryüzündeki bütün halkların da İbrahim aracılığıyla kutsanacağı sözünü verir. Tabi ki, bütün bunlar Yahudi yazıcılarına göre böyledir. Fakat burada anlaşılmayan bir şey var. Allah İbrahim’i niçin seçmiştir ve onunla neden konuşmuştur. Tevrat ayetlerinde bu konu hakkında hiçbir ipucu yoktur. İpucuna yakın tek ayete de az sonra okuyacağımız ayette tanık oluyoruz.
BAP 12 5 Karısı Saray’ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar. Tek ipucu bu ayettir, yani iyi para kazanarak köşeyi döndüğü ve çok zengin olduğudur. Yahudi yazıcılarına göre köşeyi dönen İbrahim Allah tarafından seçilmiş ve kutsanmıştır. Bütün uluslar da Köşeyi dönen İbrahim’in soyuna yani İsrail oğullarına kulluk edeceklerdir. Bu tam bir Yahudi zihniyetidir. Paraya tapan Yahudi zihniyetine uygun Şeytan ayetleridir okuduğumuz ayetler. Kur’an’da ise İbrahim’in putlara tapan babası dâhil tüm kavmine nasıl başkaldırdığı ve onlarla nasıl mücadele ettiği ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Tevrat’ta da yazılıdır bütün bunlar, ancak bu ayetler daha sonra Tevrat’tan çıkarılarak yukarda okuduğunuz beşeri metinlerle doldurulmuştur. Üstelik hata üstüne hata yapılarak 135 yaşındayken Harran’dan ayrılan İbrahim birdenbire 60 yaş gençleşir.
Bölüm 12 ye dönelim ve devam edelim; ilk ayetten itibaren Allah’ın İbrahim’i seçtiği ve onu büyük bir millet yapacağını söylemesi yazılmıştır.
BÖLÜM 12 Yar.12: 1 RAB Avram'a, «Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git» dedi, Yar.12: 2 «Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, Bereket kaynağı olacaksın. Yar.12: 3 Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak.»
Tevrat / Yaratılış
Bu olay Kur’an’da da şu ayetlerle tasdik edilmiştir. Fakat bir farkla Kur’an ayetlerinde İbrahim soyunun zalim yani Allah’a baş kaldıracağı vurgulanmaktadır. Nitekim öğle de olmuştur.
124 Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış, o da onları tamamlayınca: Ben seni insanlara önder yapacağım." demişti. "Soyumdan da (önderler yap ya Rabbi), dedi. (Rabbi): "Zalimlere ahdim ermez (onlar için söz vermedim)", buyurdu.
Kur'an/Bakara
İncil’de ise bu olay Hıristiyan yazıcılar tarafından Tevrat’a uygun olarak yazılmıştır. İncil ayetini okuyalım.
BAP 11 8 İman sayesinde İbrahim miras alacağı yere gitmesi için çağrılınca, Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı. İncil / İbranilere mektup
Daha sonra Lut ile birlikte Harran’dan ayrılıp Kenan diyarına gelmesi yazılmıştır.
Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yasındaydı. Yar.12: 5 Karısı Saray’ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar. Yar.12: 6 Avram ülke boyunca Sekem'deki More mesesine kadar ilerledi. O günlerde orada Kenanlılar yasıyordu. Yar.12: 7 RAB Avram'a görünerek, «Bu toprakları senin soyuna vereceğim» dedi. Avram kendisine görünen RAB'be orada bir sunak yaptı. Yar.12: 8 Oradan Beytel'in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti. Çadırını batıdaki Beytel'le doğudaki Ay Kenti'nin arasına kurdu. Orada RAB'be bir sunak yapıp RAB'be yakardı. Yar.12: 9 Sonra kona göçe Negev'e doğru ilerledi.
Bu olay Kur’an da ele alınmıştır. Ancak her iki kitapta uçurum derecesinde farklılıklar vardır.
24- Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise, "Onu öldürün, yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.
25- (İbrahim onlara) dedi ki: "Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (geldiğinde) ise, kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacağınız yer cehennemdir. Ve hiç yardımcınız da yoktur."
26- Bunun üzerine ona sadece Lut iman etti. (İbrahim) de dedi ki: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Şüphe yok ki O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."
Kur’an / Ankebut
Tevrat’ta daha sonra İbrahim’in Mısır’a gidişi konu edilir. Değerli okurlar bu ayetleri çok dikkatli okumanızı tavsiye ederiz.Yar.12: 10 Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti. Yar.12: 11 Mısır’a yaklaştıklarında karisi Saray'a, «Güzel bir kadın olduğunu biliyorum» dedi, Yar.12: 12 «Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‘Bu onun karisi’ diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar. Yar.12: 13 Lütfen, ‘Onun kız kardeşiyim’ de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.» Yar.12: 14 Avram Mısır’a girince, Mısırlılar karisinin çok güzel olduğunu fark kettiler. Yar.12: 15 Kadını gören firavunun adamları, güzelliğini firavuna övdüler. Kadın saraya alındı. Yar.12: 16 Onun hatırı için firavun Avram'a iyi davrandı. Avram davar, sığır, erkek ve dişi eşek, erkek ve kadın köle, deve sahibi oldu. Yar.12: 17 RAB Avram'in karisi Saray yüzünden firavunla ev halkının basına korkunç felaketler getirdi. Yar.12: 18 Firavun Avram'i çağırtarak, «Nedir bana bu yaptığın?» dedi, «Neden Saray’ın karin olduğunu söylemedin? Yar.12: 19 Niçin ‘Saray kız kardeşimdir’ diyerek onunla evlenmeme izin verdin? Al karini, git!» Yar.12: 20 Firavun Avram için adamlarına buyruk verdi. Böylece Avram'la karısını sahip olduğu her şeyle birlikte gönderdiler.
Okuduğunuz ayetlerde İbrahim’in Mısır’a geçişi ve Firavun’la arasında geçen olay anlatılmaktadır. Bu olay Kur’an’da yazılmamıştır. Daha önce bahsettiğimiz gibi buna gerek de yoktur. Bu ayetleri okuduktan sonra İbrahim’in eylemci peygamber değil de; bir korkak, düzenbaz, karısını kız kardeşi gibi tanıtıp Firavun’a pazarlayan biri olduğunu anlamaktayız. Yahudi yazıcılar İbrahim’i kendileriyle karıştırıyorlar herhalde.
Olayın saçmalığı daha baştan kendini belli etmektedir. Filistin’de şiddetli bir kıtlık vardır, dolayısıyla İbrahim burada iyi para kazanamamaktadır. Ama çok kurnaz olan Yahudi yazıcılarının İbrahim’i o zamanların zengin ülkesi olan Mısır’a gitmeye karar verir. İlk entrikasını da orada çevirir. Karısının güzelliğinden faydalanarak Mısır Firavununun kendisini öldürmemesi için planını yapar ve karısına der ki; «Güzel bir kadın olduğunu biliyorum. Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‘Bu onun karisi’ diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar. Lütfen, ‘Onun kız kardeşiyim’ de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.» Karısı da bunu kabul eder. Mısır’a girdiklerinde Firavunun adamları İbrahim’in karısının çok güzel olduğunu fark ederler. Hemen Firavuna haber verirler. Firavun da İbrahim’in karısını beğenerek saraya alır ve İbrahim’in karısıyla evlenir. Bu sayede Firavun İbrahim’e iyi davranır ve ona mallar ve köleler verir. Böylece İbrahim yine köşeyi döner.
Ama ortada bir sorun vardır. Daha sonra okuyacağımız ayetlerden anlaşılacağı üzere 135 yaşındaki İbrahim’in kısır olan karısı adetten de kesilmiştir ve 100 yaşlarındadır. 100 yaşında adetten kesilmiş bir kadını Firavun neden kendine karı olarak alsın. 100 yaşındaki kadında güzellik mi kalır. Üstelik kendisine bir oğlan çocuk bile doğuramayacaktır. İbrahim de nasıl bir peygamberdir ki 100 yaşındaki karısının Firavuna karı olmasına izin vermiştir. (Gerçi kendisinden sonra peygamberlik yapan ve İsrail oğullarına önderlik eden eski Mısır prensi Musa’ya verilen 10 emirden haberdar olsaydı, karısını zinaya zorlamazdı herhalde. Çünkü 10 emirden biri “zina etmeyeceksin”dir.) Hiçbir peygamberde tanık olmadığımız bu duruma Tevrat’ın İbrahim’inde tanık oluyoruz. Çünkü para kazanmak, mal mülk edinmek için her şey mubahtır zihniyetine sahip Yahudi yazıcıları yazmıştır bu ayetleri. Yahudi yazıcıları çok kurnaz ya, Firavun’da salağın teki. Neyse biz konumuza devam edelim:
Nasıl olduğu anlaşılmamakla birlikte Firavunun başına felaketler gelir ve Saray’ın İbrahim’in kız kardeşi olmadığını onun karısı olduğunu anlar. İbrahim’in ona attığı kazıktan dolayı onu cezalandırmaz ve tam tersini yaparak İbrahim’i mükâfatlandırır. Ona bir sürü hayvan ve köle vererek Mısır’dan gitmesini söyler. İbrahim de ellerini ovuşturarak karısını ve mallarını alarak oradan sıvışır. Tam bir Yahudi zihniyeti. Bu saçmalıkları burada noktalayıp diğerlerine geçelim.
Bölüm 13 den itibaren Lut’la birlikte Mısır’dan ayrılıp İbranice Negeb olan Cenub’a çıktıkları ve İbrahim’in çok zengin olduğu vurgulanmaktadır.
BÖLÜM 13
Yar.13: 1 Avram, karisi ve sahip olduğu her şeyle birlikte Mısır’dan ayrılıp Negev'e doğru gitti. Lut da onunla birlikteydi. Yar.13: 2 Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı. Yar.13: 3 Negev'den başlayıp bir yerden öbürüne göçerek Beytel'e kadar gitti. Beytel'le Ay Kenti arasında daha önce çadırını kurmuş olduğu yere vardı. Yar.13: 4 Önceden yapmış olduğu sunağın bulunduğu yere gidip orada RAB'be yakardı. Yar.13: 5 Avram'la birlikte göçen Lut'un da davarları, sığırları, çadırları vardı. Yar.13: 6 Malları öyle çoktu ki, toprak birlikte yasamalarına elvermedi; yan yana yasayamadılar. Yar.13: 7 Avram'ın çobanlarıyla Lut'un çobanları arasında kavga çıktı. -O günlerde Kenanlılar'la Perizliler de orada yasıyorlardı.- Yar.13: 8 Avram Lut'a, «Biz akrabayız» dedi, «Bu yüzden aramızda da çobanlarımız arasında da kavga çıkmasın. Yar.13: 9 Bütün topraklar senin önünde. Gel, ayrılalım. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim.» Yar.13: 10 Lut çevresine baktı. Seria Ovası’nın tümü RAB'bin bahçesi gibi, Soar'a doğru giderken Mısır toprakları gibiydi. Her yerde bol su vardı. RAB Sodom ve Gomora kentlerini yok etmeden önce ova böyleydi. Yar.13: 11 Lut kendine Seria Ovası’nın tümünü seçerek doğuya doğru göçtü. Birbirlerinden ayrıldılar. Yar.13: 12 Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodom'a yakın bir yere çadır kurdu. Yar.13: 13 Sodom halkı çok kötüydü. RAB'be karsı büyük günah isliyordu. Yar.13: 14 Lut Avram'dan ayrıldıktan sonra, RAB Avram'a, «Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak» dedi, Yar.13: 15 «Gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana ve soyuna vereceğim. Yar.13: 16 Soyunu toprağın tozu kadar çoğaltacağım. Öyle ki, biri çıkıp da toprağın tozunu sayabilirse, senin soyunu da sayabilecek. Yar.13: 17 Kalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş.» Yar.13: 18 Avram çadırını söktü, gidip Hevron'daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada RAB'be bir sunak yaptı.
Yukarda anlatılan bu olayın ayrıntılarına Kur’an’da rastlamıyoruz. Fakat mallarının çoğalması ve çobanlarının kavga etmesinden dolayı ayrıldıkları da pek inandırıcı gelmiyor doğrusu. Konumuza devam edelim:
BÖLÜM 14
Yar.14: 1 Bu arada Sinar* Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryok, Elam Kralı Kedorlaomer ve Goyim Kralı Tidal D Not 14:1 «Sınar», yani «Babil». Yar.14: 2 Sodom Kralı Bera'ya, Gomora Kralı Birsa'ya, Adma Kralı Sinav'a, Seveyim Kralı Semever'e ve Bala -Soar- Kralı’na karsı savaş açtı. Yar.14: 3 Bu son beş kral bugün Lut Gölü olan Siydim Vadisi'nde güçlerini birleştirmişti. Yar.14: 4 Bu krallar on iki yıl Kedorlaomer'in egemenliği altında yasamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı. Yar.14: 5-6 On dördüncü yıl Kedorlaomer'le onu destekleyen öbür krallar gelip Asterot-Karnayim'de Refalilar'i, Ham'da Zuzlular'i, Save-Kiryatayim'de Emliler'i, çöl kenarındaki El-Paran'a kadar uzanan dağlık Seir bölgesinde Horlular'i bozguna uğrattılar. Yar.14: 7 Oradan geri dönüp Eyn-Mispat'a -Kades'e- gittiler. Amalekliler'in bütün topraklarını alarak Haseson-Tamar'da yasayan Amorlular'i bozguna uğrattılar. Yar.14: 8-9 Bunun üzerine Sodom, Gomora, Adma, Seveyim, Bala -Soar- kralları yola çıktı. Bu beş kral dört krala -Elam Kralı Kedorlaomer, Goyim Kralı Tidal, Sinar Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryok'a- karsı Siddim Vadisi'nde savaş düzenine girdiler. Yar.14: 10 Siddim Vadisi zift çukurlarıyla doluydu. Sodom ve Gomora kralları kaçarken adamlarından bazıları bu çukurlara düştü. Sağ kalanlarsa dağlara kaçtı. Yar.14: 11 Dört kral Sodom ve Gomora'nin bütün malini ve yiyeceğini alıp gitti. Yar.14: 12 Avram'in yeğeni Lut'la mallarını da götürdüler. Çünkü o da Sodom'da yasıyordu. Yar.14: 13 Oradan kaçıp kurtulan biri gelip İbrani Avram'a durumu bildirdi. Avram Eskol'la Aner'in kardeşi Amorlu Mamre'nin meşeliğinde yasıyordu. Bunların hepsi Avram'dan yanaydılar. Yar.14: 14 Avram yeğeni Lutrun tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına alarak dört kralı Dan'a kadar kovaladı. Yar.14: 15 Adamlarını gruplara ayırdı, gece saldırıp onları bozguna uğratarak Şam’ın kuzeyindeki Hova'ya kadar kovaladı. Yar.14: 16 Yağmalanan bütün mali, yeğeni Lut'la mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi. 14. Bölümün ilk ayetlerinden itibaren Ortadoğu’da gerçekleşen savaşlar ele alınır. Bu savaşlar birkaç Krallığın birleşerek aralarnda Lut’un da bulunduğu Sodom Gomora ve başka krallıkların müttefikliğine karşı yapılmıştır. Sodom ve Gomora Kralları bu savaşta yenilirler ve kaçarlar. Lut da galip gelen Kralların eline esir düşer. Lut’un mallarına da el koyarak onu götürürler. Ancak bu tutsaklıktan kaçan biri gelip durumu İbrahim’e bildirir.
Daha önce kendisini Mısır Kralına Saray’ın ağabeyi olarak tanıtıp canını kurtaran ve Firavunun karısıyla evlenmesine göz yuman Tevrat yazıcılarının korkak İbrahim’i birden bire kahraman bir savaşçıya dönüşür ve topu topu 318 adamıyla savaştan galip çıkan 4 Kralın peşine düşer ve onları Dan’a kadar kovalar. Üstelik bütün bunları 135 yaşındayken yapar. Yağmalanan bütün malları, yeğeni Lut’u kadınları ve tutsak olan halkı geri getirir.
Daha sonra gerçekleşen olayları Tevrat metinlerinden okumaya devam edelim: Yar.14: 17 Avram Kedorlaomer'le onu destekleyen kralları bozguna uğratıp dönünce, Sodom Kralı onu karşılamak için Kral Vadisi olan Save Vadisi'ne gitti. Yar.14: 18 Yüce Tanrı’nın kâhini* olan Salem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi. Yar.14: 19 Avram'i kutsayarak söyle dedi: «Yeri göğü yaratan yüce Tanrı Avram'i kutsasın, Yar.14: 20 Düşmanlarını onun eline teslim eden yüce Tanrı’ya övgüler olsun.» Bunun üzerine Avram her şeyin ondalığını Melkisedek'e verdi. Yar.14: 21 Sodom Kralı Avram'a, «Adamlarımı bana ver, mallar sana kalsın» dedi. Yar.14: 22-23 Avram Sodom Kralı’na, «Yeri göğü yaratan yüce Tanrı RAB'bin önünde sana ait hiçbir şey, bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma ant içerim» diye karşılık verdi, «Öyle ki, ‘Avram'i zengin ettim’ demeyesin. Yar.14: 24 Yalnız, adamlarımın yedikleri bunun dışında. Bir de beni destekleyen Aner, Eskol ve Mamre paylarına düşeni alsınlar.»
Daha önce karısını kız kardeşi olarak tanıtıp Firavun’u kandıran ve 100 yaşındaki karısıyla evlenmesine izin veren, bu olayın açığa çıkmasıyla cezalandırılacağına mallarla ödüllendirilmesine ses çıkarmayıp saraydan ayrılan İbrahim. Sodom Kralının ona vermeyi önerdiği malları reddetmesi ilgi çekicidir. Tavrı da gerçekten kahramancadır. , «Yeri göğü yaratan yüce Tanrı RAB'bin önünde sana ait hiçbir şey, bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma ant içerim Öyle ki, ‘Avram'ı zengin ettim’ demeyesin. Tevrat yazıcılarının İbrahim’i iki ayrı kişilik olarak çıkıyor karşımıza. Tabi Tevrat yazıcılarının hayali Tanrı’sı olup biteni görmektedir. Tevrat metinlerini okumaya devam edeceğiz, ancak Kur’an’dan bir ayet okuyalım önce:
258- Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: "Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür." dediği zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!" deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Kur’an / Bakara
Bu ayette İbrahim’in bir Kralla tartıştığına tanık oluyoruz ancak bu Kralın kim olduğu ve neden İbrahim ile tartışmaya girdiği açıklanmamıştır. Kur’an’da başka surelerdeki ayetler bir araya getirilince bu Kral’ın o zamanlar çok güçlü ve kudretli biri olduğu ve bu gücünün onu kibirlendirerek kendini Tanrı gibi görmesine neden olduğunu anlamaktayız. İbrahim’in göksel bir tanrıdan söz etmesi bu Kralı kızdırmıştır ve onu ibret olsun diye ateşte yakarak öldürmeye kalktığına tanık oluyoruz.
67- "Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
68- Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.
69- Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.
70- Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.
Kur’an / Enbiya
97- Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.
98- Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.
99- Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."
Kur’an/Saffat
Bu Kral’ ın Babil Kralı Nemrut olduğu sanılmaktadır. Ancak bu kesin değildir. Bizce önemli olan daha doğrusu konumuzla bağlantılı olan şey; eğer İbrahim’le tartışmaya giren Kral Nemrut ise çok zalim biri olduğu açıktır. Oysa Tevrat metinlerinde Nemrut’un çok daha farklı daha doğrusu tam zıttı olduğu görülmektedir.
BÖLÜM 10
Yar.10: 6 Ham'in oğulları: Kûs, Misrayim, Pût, Kenan. Yar.10: 7 Kûs'un oğulları: Seva, Havila, Savta, Raama, Savteka.Raama'nin oğulları: Seva, Dedan. Yar.10: 8 Kûs'un Nemrut adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı. Yar.10: 9 RAB'bin önünde yiğit bir avcıydı. «RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı» sözü buradan gelir. Yar.10: 10 İlkin Sinar topraklarında, Babil, Erek, Akat, Kalne kentlerinde krallık yaptı. Yar.10: 11-12 Sonra Asur'a giderek Ninova, Rehovot-Ir, Kalah kentlerini ve Ninova'yla önemli bir kent olan Kalah arasında Resen'i kurdu.
Tevrat / Yaratılış
Öncelikle şunu belirtmeliyiz, Tevrat’ta geçen Nemrut ile İbrahim’le tartıştığı zannedilen Nemrut aynı kişi midir bilinmez ama şu da bir gerçektir ki; Tevrat’ta sıralanan kronolojiye göre İbrahim’in çağdaşı olduğu sanılmaktadır. Eğer böyle ise Nemrut Tevrat yazıcılarına göre yiğit bir avcı İslam âlimlerine göre ise asık suratlı acımasız kişi. Yani Yahudilere göre «RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı» yani onurlu bir Kraldır Nemrut. Müslüman âlimlerin gözünde ise “ Nemrut suratlı” ifadesiyle anılan zalim bir Kraldır. Biz bu tartışmanın içine girmiyoruz Çünkü Kur’an bu konu hakkında kesin bir bilgi vermemektedir.
Şimdi kaldığımız yerden yani Yahudi yazıcılarının Tanrı’sı ile yine Yahudi yazıcılarının İbrahim’i arasında geçen diyaloğa bir göz atalım.
BÖLÜM 15
Yar 15:1 Bundan sonra RAB bir görümde Avram'a, «Korkma, Avram» diye seslendi, «Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.» Yar 15:2 Avram, «Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?» dedi, «Çocuk sahibi olamadım. Evim Samli Eliezer'e kalacak. Yar.15: 3 Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.» Yar.15: 4 RAB yine seslendi: «O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.» Yar.15: 5 Sonra Avram'i dışarı çıkararak, «Göklere bak» dedi, «Yıldızları sayabilir misin? İste, soyun o kadar çok olacak.» Yar.15: 6 Avram RAB'be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı. Yar.15: 7 Tanrı Avram'a, «Bu toprakları sana miras olarak vermek için Kildaniler'in* Ur Kenti'nden seni çıkaran RAB benim» dedi. Yar.15: 8 Avram, «Ey Egemen RAB, bu toprakları miras alacağımı nasıl bileceğim?» diye sordu. Yar.15: 9 RAB, «Bana bir düve, bir keçi, bir de koç getir» dedi, «Hepsi üçer yasında olsun. Bir de kumruyla güvercin yavrusu getir.» Yar.15: 10 Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karsı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi. Yar.15: 11 Leşlerin üzerine konan yırtıcı kuşları kovdu. Yar.15: 12 Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü. Yar.15: 13 RAB Avram'a söyle dedi: «Sunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yasayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek. Yar.15: 14 Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla çıkacak. Yar.15: 15 Sen de esenlik içinde atalarına kavuşacaksın. İleri yasta ölüp gömüleceksin. Yar.15: 16 Soyunun dördüncü kuşağı buraya geri dönecek. Çünkü Amorlular'in yaptığı kötülükler henüz doruğa varmadı.» Yar.15: 17 Güneş batıp karanlık çökünce, dumanlı bir mangalla alevli bir meşale göründü ve kesilen hayvan parçalarının arasından geçti. Yar.15: 18-21 O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona söyle dedi: «Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları -Ken, Keniz, Kadmon, Hitit*, Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgas ve Yevus topraklarını- senin soyuna vereceğim.»
Tevrat’ın bu bölümü tamamen Yahudi yazıcılar tarafından yazılmıştır. Kesinlikle Allah’ın indirdiği ayetler değildir. Üstelik bu yazılanlar sadece tahrifat amaçlı değil siyasi ve ideolojik amaçlıdır. Konumuz bu olayın siyasi tarafını ele almak olmadığı için diğer serilerimizde bilgi vermeye çalışacağız.
Dört Kralı kovalayıp Lut’u ve Sodom Halkını ve onların mallarını kurtaran İbrahim Sodom Kralının teklif ettiği malları bile reddederek kendisinin ne kadar güçlü ve kudretli olduğunu göstermişti daha önce okuduğumuz metinlerde. Az önce okuduğumuz ayetlerde ise gene yalnız kalmış ve korkan, Tanrı tarafından da korkma diye teselli edilen İbrahim Tanrı ile neredeyse hesap sorar gibi konuşmaktadır. , «Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin? Çocuk sahibi olamadım. Evim Samli Eliezer'e kalacak. Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.» Tanrı da ona cevap verir. «O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.» 318 uşağa sahip olan ve onlarla birlikte büyük bir zafer kazanan İbrahim evinin mirasçısı bir çocuğa dahi sahip olamamaktan yakınmaktadır. Tek uşağının ( daha önceki 317 uşağa ne olmuşsa) mirasçı olmasına da gönlü elvermez. Daha sonra Tanrı gökteki yıldızları göstererek soyunu o kadar çok yapacağını gösterir ve bunun üzerine İbrahim Tanrıya iman eder. Bundan sonra anlatılanlarla 18. ayetten 21. ayetlere kadar olan kısımda yazılanlarla bir bağ kuramadık, ama bunların kesinlikle siyasi amaçla Tevrat’a sokulan insan sözleri olduğunu biliyoruz. Bunu da zamanı gelince kanıtlayacağız. Konumuza devam edelim. 9. ayetten 17. ayete kadar olan kısmın benzerine Kur’an’da da rastlıyoruz ayeti okuyalım:
260- Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."
Kur’an / Bakara
Ancak bu ayetlerde İbrahim’in soyuna vaat edilenlerden sonra iman etmiş olması belirtilmez. İbrahim’in böyle bir istekte bulunması ve Allah’ın da İbrahim’e bunu kanıtlaması tamamen metafizik bir olaydır. Bakara suresinin bu ayetinden bir önceki ayetten bunu anlıyoruz.
Şimdiye kadar yazdıklarımız açıkça göstermektedir ki, Kur’an’da anlatılan İbrahim ile daha önce inen kitaplarda anlatılan İbrahim arasında taban tabana zıtlık vardır. Tabi ki doğru olan Kur’an’da anlatılan İbrahim’dir. Zaten Kur’an önce inen kitaplardaki tahrifatı gözler önüne sermek için de inmiş son kutsal kitaptır.
Araştırmacı yazar:
Ahmet Hüseyin DAMARLI
BAP 11
Yar.11: 26 Yetmiş yasından sonra Terah'ın Avram, Nahor ve Haran adli oğulları oldu. Yar.11: 27 Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran’ın babasıydı. Haran’ın Lut adli bir oğlu oldu. Yar.11: 28 Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildaniler'in* Ur Kenti'nde öldü. Yar.11: 29 Avram'la Nahor evlendiler. Avram'ın karının adı Saray, Nahor'unkinin adı Milka'ydı. Milka Yiska'ın babası Haran’ın kızıydı. Yar.11: 30 Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu. Yar.11: 31 Terah, oğlu Avram'ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lut'u ve Avram'ın karisi olan gelini Saray’ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler'in Ur Kenti'nden ayrıldılar. Harran'a gidip oraya yerleştiler. Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yasadıktan sonra Harran'da öldü.
Tevrat’taki bu ayetleri okuduktan sonra İbrahim (Avram) ile babası arasında hiçbir sorun olmadığına ve gayet mutlu bir aile yapısı sergilendiğine tanık oluyoruz. Gerçek böyle mi acaba? Şimdi de Kur’an’dan ayetler okuyalım.
74- İbrahim, babası Âzer'e demişti ki: "sen putları tanrı mı ediniyorsun? Doğrusu ben seni ve kavmini açık bir sapıklık içinde görüyorum".
75- Böylece biz İbrahim'e göklerin ve yerin melekûtunu (muhteşem varlıklarını) gösteriyorduk ki, kesin inananlardan olsun.
76- Üzerine gece bastırınca, bir yıldız gördü:"Rabb'im budur" dedi. Yıldız batınca da:" Ben batanları sevmem" dedi.
77- Ay'ı doğarken gördü: "Rabb'im budur" dedi. O da batınca: "Yemin ederim ki, Rabbim bana doğru yolu göstermeseydi, elbette sapıklığa düşen topluluktan olurdum" dedi.
78- Güneş'i doğarken görünce: "Rabb'im budur, bu hepsinden büyük" dedi. O da batınca dedi ki: "Ey kavmim! Ben sizin (Allah'a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım".
79- "Ben yüzümü tamamen, gökleri ve yeri yoktan var edene çevirdim ve artık ben asla Allah'a ortak koşanlardan değilim".
80- Kavmi onunla tartışmaya başladı. O da onlara dedi ki: "Beni doğru yola eriştirdiği halde Allah hakkında benimle mücadele mi ediyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan hiç korkmuyorum, ancak Rabbimin dilediği şey hariç. Rabbim ilmiyle her şeyi kuşatmıştır. Hiç düşünmez misiniz?"
81- "Hakkında hiçbir delil indirmediği halde, siz Allah'a ortak koşmaktan korkmuyorsunuz da, ben sizin ortak koştuklarınızdan nasıl korkarım?" Eğer bilirseniz söyleyin, bu iki topluluktan hangisi güven içinde olmaya daha layıktır?
82- İman edenler ve imanlarını zulüm ile karıştırmayanlar... İşte güven onlarındır ve doğru yolu bulanlar da onlardır.
83- İşte bunlar, kavmine karşı İbrahim'e verdiğimiz delillerimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Muhakkak Rabbin hikmet sahibidir, bilendir.
84- Biz ona İshak'ı ve Yakub'u da hediye ettik: Hepsine de doğru yolu gösterdik. Nitekim daha önce Nuh'a ve onun soyundan Davud'a, Süleyman'a, Eyyub'a, Yusuf'a, Musa'ya ve Harun'a da yol göstermiştik. Biz güzel davrananlara böyle karşılık veririz.
85- Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'a da (hidayet ettik). Hepsi de salih kullarımızdandı.
86- İsmail, Elyesa, Yunus ve Lut'u da (hidayete erdirdik). Hepsini âlemlere üstün kıldık.
87- Babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarını da (üstün kıldık). Onları seçtik ve doğru yola ilettik.
88- İşte bu, Allah'ın doğru yoludur. Kullarından dilediğini o doğru yola iletir. Eğer onlar Allah'a ortak koşsalardı, yaptıkları bütün amelleri boşa giderdi.
89- İşte onlar, kendilerine kitap, hüküm (hikmet ve hükümranlık) ve peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Bunlar, ona inanmayacak olurlarsa, yerlerine, onu tanımamazlık etmiyecek bir toplum getiririz.
90- Bunlar, Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların hidayetine uy. De ki:"Ben ona karşılık sizden bir ücret istemiyorum. O, sadece bütün âlemlere bir öğüttür.
91- Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.
92- Bu Kitap (Kur'ân), kendinden önceki kitapları tasdik eden, şehirler anası (Mekke) halkını ve çevresindeki bütün insanlığı uyarman için indirdiğimiz mübarek bir kitaptır. Ahiret gününe iman edenler bu Kitab'a da iman ederler ve onlar namazlarına da devamlıdırlar.
Kur’an / En’am
Değerli okurlar; İbrahim’in babasıyla olan diyaloğunu içeren daha birçok ayet vardır. Fakat biz bu suredeki ayetleri özellikle seçtik. Dikkat ettiyseniz yazımızda İbrahim bölümüne girerken önemli ve radikal bilgiler vermiştik. Yeri gelmişken konuyu biraz daha açalım ki, kimsenin aklında en ufak şüphe kalmasın.
1 - İbrahim atalarının dinini inkâr eden ve onların sapık uygulamalarına şiddetle karşı çıkan, aralarında öz babasının da bulunduğu topluluğu uyaran hatta bu uğurda eylemler gerçekleştiren ve bu çabalarından dolayı Allah tarafından dost edinilen çok büyük bir peygamberdir. Bunun böyle olduğunu Kur’an’dan aktaracağımız diğer ayetlerle kanıtlayacağız. Şunu da belirtmekte yarar var; İbrahim’in ataları putperestliğe yönelmişlerdi, tıpkı onun ilk oğlu İsmail’in soyundan gelen Araplar gibi. Zaten son peygamber Hz. Muhammed de tıpkı atası Hz. İbrahim gibi putperestliğe savaş açmış ve bu uğurda birçok eylemler gerçekleştirmiştir. Bundan ötürü, o zamanın ileri gelenleri tarafından Hz Muhammed’e çok büyük eziyetler edilmiştir. Bu arada, kurallara uymayan hatta peygamberlere eziyet çektiren hatta onları öldüren İsrailoğulları da lanetlenmiştir. Onlar öyle bir sapıklık içersine girmişlerdir ki bu çok önemli; İbrahim sayfalarını Tevrat’tan çıkarmışlardır. Şu ayeti ibretle tekrar okuyalım:
91- Onlar: "Allah insanlara hiçbir şey göndermemiştir" demekle, Allah'ı gereği gibi tanıyamadılar. De ki: Musa'nın insanlara aydınlık ve hidayet olmak üzere getirdiği, sizin parça parça kâğıtlara çevirdiğiniz, bir kısmını belli ettiğiniz, birçoğunu gizlediğiniz; sizinle babalarınızın, sayesinde bilmediğiniz birçok şeyleri öğrendiğiniz Kitab'ı kim gönderdi? (Onlara karşı sen) "Allah" de. Sonra onları bırak, boş laflara dalarak oyalansınlar.
Kur’an / En’am
2 - Tevrat’ta da belirtildiği gibi İbrahim ( Bu konuyla ilgili Tevrat ayetlerini de yeri geldiği zaman okuyacaksınız ) Allah tarafından seçilen ve soyuna da Peygamberlik müjdelenen bir peygamberdir. Tevrat ile Kur’an arasında en ufak bir çelişki yoktur bu konuda. Fakat pratikte çok büyük bir sorun vardır. Bu sorunu yaratan da gene İsrail oğullarıdır. İlerde okuyacağınız Tevrat ayetlerinde İsmail de tıpkı İbrahim’in diğer oğlu İshak gibi 12 oğul sahibi olur. Ancak İsmail ondan sonra hiç anılmaz. Tevrat yazıcıları böylelikle İsmail’i ve onun soyunu yok sayarlar ve son Peygamberin Araplardan yani Hz. İbrahim’in ilk oğlu İsmail soyundan çıkmasına tahammül edemezler. Kibirleri onları mahvetmektedir, fakat bilmezler. İnkâr etseler de etmeseler de Hz. Muhammed Arap kavmine gönderilen elçi ve insanlığa gönderilen son peygamberdir, dolayısıyla Kur’an’da son kitaptır. Kimse başka kitap beklemesin.
Konumuza kaldığımız yerden devam edelim. Şimdi İbrahim’in babasıyla arasında geçen diyaloğa bir göz atalım. Yalnız bunu yaparken bir hatırlatma yapalım İbrahim bölümüne girerken bir hatırlatma yapmıştık Eski ve yeni ahitten farklıdır son ahit diye. Kur’an’da eski peygamberlerin yaşam hikâyeleri farklı surelerde ve ayetlerde ele alınmıştır. Çoğu kez Hz. Muhammed’e teselli amaçlı, bazen da ashabına örnek teşkil etmesi amacıyla.
69- (Resulüm!) onlara İbrahim'in kıssasını da naklet.
70- Hani o, babasına ve kavmine, "Neye tapıyorsunuz?" demişti.
71- "Birtakım putlara taparız da onlar sayesinde toplanırız" dediler.
72- İbrahim "Peki, dedi, yalvardığınızda onlar sizi işitiyorlar mı?"
73- "Veya size fayda veya zararları olur mu?"
74- "Yok, dediler, ama biz babalarımızı böyle yapar bulduk."
75-76- İbrahim dedi ki: "İyi ama, ister sizin, ister önceki atalarınızın olsun, neye taptığınızı (biraz olsun) düşündünüz mü?"
77- "Hep onlar benim düşmanımdır; ancak âlemlerin Rabbi (benim dostumdur)"
78- "O ki, beni yaratan ve bana doğru yolu gösterendir,"
79- "Beni yediren, içirendir,"
80- "Hastalandığım zaman bana O, şifâ verir."
81- "O ki, benim canımı alacak, sonra diriltecektir. "
82- "Ve hesap günü, hatamı bağışlayacağını umduğumdur."
83- "Ya Rab! Bana hikmet (hüküm) ver ve beni iyiler (zümresin)e kat."
84- "Sonra gelecekler içinde beni doğrulukla anılanlardan eyle!"
85- "Ve beni naîm (nimeti bol) cennetin varislerinden eyle!"
86- "Babamı da bağışla, çünkü o yanlış gidenlerdendir. "
87- "(İnsanların) diriltilecekleri gün, beni mahcub etme."
88- "O gün ki ne mal fayda verir ne oğullar!"
89- "Ancak Allah'a temiz bir kalple gelenler o günde (kurtuluşa erer)."
90- (O gün) Cennet müttakilere yaklaştırılmıştır.
91- Azgınlar için de cehennem hortlatılmıştır.
92, 93- Onlara, "Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, hani nerede? Size yardım edebiliyorlar mı veya kendilerini kurtarabiliyorlar mı?" denilir.
94- Ve arkasından hep onlar (putlar ve azgınlar) o cehennemin içine fırlatılmaktadırlar.
95, 96- Ve bütün o İblis orduları onun içinde birbirleriyle çekişirlerken dediler ki:
97- "Vallahi biz, gerçekten apaçık bir sapıklık içindeymişiz."
98- "Çünkü biz sizi, âlemlerin Rabbi ile bir seviyede tutuyorduk."
99- "Ve bizi hep o günahkarlar saptırdı."
100- "Bak bizim için ne şefaatçiler var,"
101- "Ne de yakın bir dost."
102- "Ah keşke (dünyaya) bir kere daha dönebilsek de, müminlerden olabilseydik."
103- Şüphesiz bunda bir âyet (alınacak bir ders) vardır; oysa çokları iman etmiş değillerdir.
104- Ve şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.
Kur’an/Şuara
Dikkat ederseniz 86. ayette İbrahim’in putperest olan babası için dua etmesi yakarışta bulunmasına değiniliyor. Bu olayın ciddiyeti açısından şu ayeti bir okuyalım:
114- İbrahim'in babası için istiğfar etmesi de sırf ona vermiş olduğu bir sözden dolayı idi. Böyle iken onun bir Allah düşmanı olduğu kendisine açıklanınca o işten vazgeçti. Şüphesiz ki İbrahim, çok bağrı yanık, çok halim birisi idi.
Kur’an/Tevbe
Ashabını bilgilendirmek amacıyla inen ayetlere örnek olanlardan birini okuyoruz.
83- Şüphesiz ki İbrahim de onun kolundandı.
84- Çünkü o, Rabbine tertemiz bir kalb ile gelmişti.
85- O babasına ve kavmine şöyle demişti: "Siz nelere tapıyorsunuz?"
86- "Yalancılık etmek için mi Allah'tan başka ilâhlar istiyorsunuz?"
87- "Siz âlemlerin Rabbini ne zannediyorsunuz?"
88- Derken yıldızlara bir baktı da:
89- "Ben gerçekten hastayım" dedi.
90- O zaman arkalarını dönerek başından kaçışıverdiler.
91- Derken bir kurnazlıkla onların ilâhlarına vardı da, "Buyursanıza, yemez misiniz?" dedi.
92- (Cevap vermediklerini görünce de): "Neyiniz var da konuşmuyorsunuz?" (dedi).
93- Nihayet bir yolunu bulup onlara kuvvetli bir darbe indirdi.
94- Bunun üzerine birbirlerine girerek ona yürüdüler.
95- İbrahim dedi ki: "A, siz kendi yonttuğunuz şeylere mi tapıyorsunuz?"
96- "Hâlbuki sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır."
97- Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.
98- Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.
99- Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."
100- "Ey Rabbim! Bana salihlerden (bir oğul) ihsan et!"
101- Biz de kendisine yumuşak huylu bir oğul müjdeledik.
102- Oğlu, yanında koşacak çağa gelince: "Ey oğlum! Ben seni rüyamda boğazladığımı görüyorum. Artık bak, ne düşünürsün?" dedi. Çocuk da: "Babacığım sana ne emrediliyorsa yap, inşaallah beni sabredenlerden bulacaksın" dedi.
103- Ne zaman ki ikisi de bu şekilde Allah'a teslim oldular, İbrahim oğlunu şakağı üzerine yatırdı.
104- Biz de ona şöyle seslendik: "Ey İbrahim! "
105- "Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."
106- "Şüphesiz ki bu apaçık bir imtihandı." (dedik)
107- Ve ona büyük bir kurbanlık fidye verdik.
108- Kendisine sonradan gelenler içinde iyi bir nâm bıraktık.
109- Selam olsun İbrahim'e...
110- İşte biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız.
111- Çünkü o bizim mümin kullarımızdandı.
Kur’an/Saffat
Dikkat edilirse ayetler mükemmel bir şekilde birbirini izlerken gerçekleşen olaylar da bir bütün halinde açıklanmaktadır. İbrahim’in putlara karşı eylemlerine devam edelim diğer konuları yeri geldiği zaman ele alacağız.
51- And olsun ki biz daha önce İbrahim'e de rüşdünü vermiştik (akla uygun olanı göstermiştik). Biz onu biliyorduk.
52- O zaman o, babasına ve kavmine: "Bu tapınıp durduğunuz heykeller nedir?" demişti.
53- Onlar: "Biz atalarımızı bunlara tapar bulduk" dediler.
54- İbrahim: "And olsun ki sizler de, atalarınız da apaçık bir sapıklık içindesiniz" dedi.
55- Onlar : "Sen bize gerçeği mi getirdin (Sen ciddi mi söylüyorsun), yoksa şaka mı ediyorsun?" dediler.
56- O şöyle dedi: "Hayır Rabbiniz göklerin ve yerin Rabbidir ki onları O yaratmıştır. Ben de buna şahidlik edenlerdenim."
57- "Allah'a yemin ederim ki, siz arkanızı dönüp gittikten sonra, ben putlarınıza elbette bir tuzak kuracağım."
58- Derken o, bunları parça parça etti. Yalnız kendisine başvursunlar diye onların büyüğünü sağlam bıraktı.
59- (Kavmi) "Tanrılarımıza bunu kim yaptı? Doğrusu o zalimlerden biridir." dediler.
60- (Bazıları) "İbrahim denen bir gencin, onları diline doladığını duymuştuk" dediler.
61- "O halde onu insanların gözleri önüne getirin, olur ki (aleyhinde) şahidlik ederler" dediler.
62- (İbrahim gelince ona) "Ey İbrahim! bunu tanrılarımıza sen mi yaptın?" dediler
63- İbrahim: "Belki onu şu büyükleri yapmıştır, konuşabiliyorlarsa onlara sorun" dedi.
64- Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."
65- Sonra yine (eski) kafalarına döndüler: "And olsun ki (ey İbrahim!) bunların konuşmayacağını (sen de) bilirsin." dediler.
66- (İbrahim) dedi: "O halde, Allah'ı bırakıp da size hiçbir fayda ve zarar veremeyecek olan putlara mı tapıyorsunuz?"
67- "Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
68- Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.
69- Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.
70- Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.
71- Onu da, Lût'u da, âlemler için bereketli ve kutsal kıldığımız yere ulaştırıp kurtardık.
72- Ona (İbrahim'e) İshak'ı, üstelik bir de Yakub'u ihsan ettik ve herbirini salih kimseler kıldık.
73- Onları buyruğumuz altında (insanlara) doğru yolu gösterecek önderler kıldık. Kendilerine hayırlı işler yapmayı, namaz kılmayı, zekat vermeyi vahyettik. Onlar bize kulluk eden kimselerdir.
74- Biz Lût'a da bir hüküm, bir ilim verdik. Onu çirkin işler işleyen kasabadan kurtardık. Doğrusu onlar kötü, fasık bir kavimdi.
75- Onu ise rahmetimizin içine aldık. Çünkü o salihlerdendi.
76- Nuh da daha önceleri bize yalvarmıştı; biz de onun duasını kabul ettik, kendisini ve ailesini büyük sıkıntıdan kurtardık.
77- Âyetlerimizi yalanlayan kavminden onun öcünü aldık. Şüphesiz onlar kötü bir kavimdiler. Biz de hepsini (suda) boğduk.
78- Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları (geceleyin) içinde yayılmıştı, biz onların hükmüne şahittik.
79- Biz onu(n hükmünü) hemen Süleyman'a bildirmiştik; (zaten) herbirine hüküm ve ilim vermiştik. Davud'la beraber tesbih etsinler diye, dağları ve kuşları buyruk altına aldık. (Bütün bunları) yapan bizdik.
80- Ona, sizi savaşta korumak için zırh yapma sanatını öğrettik, artık şükreder misiniz?
81- Bereketli kıldığımız yere doğru, Süleyman'ın emriyle yürüyen şiddetli rüzgarı, onun buyruğuna verdik. Biz her şeyi biliyorduk.
82- Onun için dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de gören şeytanlardan da onun buyruğu altına verdik. Onların hepsini biz gözetiyorduk.
83- Eyyûb da: "Başıma bir bela geldi, (sana sığındım), sen merhametlilerin en merhametlisisin" diye Rabbine nida etti.
84- Biz de onun duasını kabul ettik de başına gelenleri kaldırdık. Katımızdan bir rahmet ve kulluk edenlere bir hatıra olmak üzere, ona tekrar ailesini ve kaybettikleriyle bir mislini daha verdik .
85- İsmail, İdris ve Zülkifl'i de (hatırla). Onların hepsi de sabredenlerdendi.
86- Onları da rahmetimizin içine aldık. Onlar gerçekten salih olanlardandı.
87- Zünnun'u (balık sahibi Yunus'u) da hatırla. Hani o, öfkelenerek gitmişti de, bizim kendisini hiçbir zaman sıkıştırmayacağımızı sanmıştı. Fakat sonunda karanlıklar içinde: "Senden başka ilâh yoktur, sen münezzehsin, Şüphesiz ben haksızlık edenlerden oldum" diye seslenmişti.
88- Biz de duasını kabul ile icabet ettik, kendisini üzüntüden kurtardık. İşte biz iman edenleri böyle kurtarırız.
89- Zekeriya da hani Rabbine: "Rabbim! Beni tek başıma bırakma, sen varislerin en hayırlısısın" diye nida etmişti.
90- Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.
91- Irzını koruyan Meryem'e ruhumuzdan üflemiş, onu ve oğlunu, âlemler için bir mucize kılmıştık.
92- Doğrusu bu sizin ümmetiniz (tevhid dini olan müslümanlık), bir tek ümmettir (bir tek din olarak sizin dininizdir). Ben de sizin Rabbinizim. O halde bana kulluk edin.
93- Ama insanlar din konusunda aralarında bölüklere ayrıldılar ama, hepsi bize döneceklerdir.
94- İnanmış olarak yararlı iş işleyenin emeği inkâr edilmeyecektir. Biz şüphesiz onu yazmaktayız.
95- Yok ettiğimiz bir memleket (ahalisinin ahiretteki cezasını da çekmek üzere) bize dönmemesi gerçekten imkânsızdır.
96- Nihayet Ye'cûc ve Me'cûc(un seddi) açıldığı zaman, ki onlar her dere ve tepeden akın edip çıkarlar.
97- Ve gerçek vaad yaklaştığında, işte o zaman kâfir olanların gözleri beleriverir. "Eyvah bizlere! Doğrusu biz bundan gaflet içindeydik, hayır biz zalim kimselerdik." derler.
98- Siz ve Allah'dan başka taptıklarınız, cehennemin yakıtısınız; oraya gireceksiniz.
99- Eğer onlar ilâh olsalardı, oraya girmeyeceklerdi. Hepsi orada temelli kalacaktır.
100- Orada onların bir inlemeleri vardır. Bunlar orada (sağır olup) bir şey de işitemezler.
101- Şüphesiz katımızdan kendileri için güzel şeyler takdir edilmiş olanlar, işte oradan (cehennemden) uzak tutulanlardır.
102- Bunlar onun (cehennemin) uğultusunu bile duymazlar. Canlarının istediği şeyler içinde temelli kalırlar.
103- O en büyük korku bunları üzmez; kendilerini melekler: "Size söz verilen gün işte bugündür" diye karşılarlar.
104- Göğü, kitab dürer gibi dürdüğümüz zaman, yaratmaya ilk başladığımız gibi, katımızdan verilmiş bir söz olarak onu tekrar var edeceğiz. Doğrusu biz bunları yaparız.
105- And olsun ki, Tevrat'tan sonra Zebûr'da da yeryüzüne ancak iyi kullarımın mirasçı olduğunu yazmıştık.
106- Şüphesiz bu Kur'ân'da kulluk eden kimseler için kâfi bir öğüt vardır.
107- (Ey Muhammed!) biz seni ancak âlemlere rahmet olarak gönderdik.
108- De ki, bana ancak şöyle vahyolunuyor: "İlâhınız ancak tek bir ilâhtır. Şimdi siz artık müslüman oluyor musunuz?"
109- Eğer (yine de) yüz çevirirlerse, de ki: "Size düpedüz açıkladım; tehdit olunduğunuz şeyin yakın mı, uzak mı olduğunu bilmem."
110- Şüphesiz Allah açığa vurulan sözü de bilir, gizlediklerinizi de bilir.
111- Bilmem belki bu gecikme sizi denemek ve bir süreye kadar geçindirmek içindir.
112- (Hz. Peygamber şöyle) dedi: "Ey Rabbim! Aramızda gerçekle hükmet ve Rabbimiz O Rahmân'dır ki, isnad ettiğiniz (yalan) vasıflarınıza karşı yardımına sığınılacak olan ancak O'dur. "
Kur’an / Enbiya
51. ayetten 67. ayete kadarki bölümde Hz İbrahim’in putlara karşı eylemi anlatılmaktadır. Sonrasında ise Hz. Muhammed’e kadar gelişen olaylar ve daha sonra gerçekleşecekler özetlenmiştir. AL- İ İMRAN Suresinin şu ilk ayetlerini okuyalım ve konumuza devam edelim.
Al-İ İMRAN SURESİ
Rahman ve Rahim olan Allah'in adıyla
1- Elif, Lâm Mîm,
2- Allah, kendisinden başka tanrı olmayan, hayy ve kayyûmdur.
3- O, sana kendisinden öncekileri tasdik edip doğrulayan bu kitabı hak ile indirdi.
4-Daha önce insanlara hidayet olarak Tevrat'ı ve İncil'i de yine O indirmişti.. Evet bu Furkan'ı da O indirdi. Gerçek şu ki, Allah'ın âyetlerini inkâr edenler için çetin bir azap vardır. Allah çok güçlüdür, intikamını alır.
5- Şu da kesindir ki, ne yerde, ne de gökte hiçbir şey Allah'a gizli kalmaz.
6- Sizi, rahimlerde dilediği gibi şekillendiren O'dur. Kendisinden başka tanrı olmayan, şan, şeref ve hikmet sahibi olan O'dur.
7- Sana bu kitabı indiren O'dur. Bunun âyetlerinden bir kısmı muhkemdir ki, bu âyetler, kitabın anası (aslı) demektir. Diğer bir kısmı da müteşabih âyetlerdir. Kalblerinde kaypaklık olanlar, sırf fitne çıkarmak için, bir de kendi keyflerine göre te'vil yapmak için onun müteşabih olanlarının peşine düşerler. Halbuki onun te'vilini Allah'dan başka kimse bilmez. İlimde uzman olanlar, "Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır." derler. Üstün akıllılardan başkası da derin düşünmez.
8- Ey Rabbimiz! Bize ihsan ettiğin hidayetten sonra kalblerimizi haktan saptırma, bize kendi katından rahmet ihsan eyle! Şüphesiz ki, Sen bol ihsan sahibisin.
9- Ey Rabbimiz! Muhakkak ki, Sen, geleceğinde hiç şüphe olmayan bir günde bütün insanları bir araya toplayacaksın. Muhakkak ki Allah, hiç sözünden caymaz.
10- Gerçek şu ki, kâfirlere, Allah'tan gelecek bir zararı, ne malları, ne de evlatları engelleyemez. İşte onlar, o ateşin yakıtı olacaklar.
11- Gidişatları, Firavun soyunun ve daha öncekilerin gidişatı gibidir. Onlar, âyetlerimizi yalan saymışlardı. Bunun üzerine Allah da onları işledikleri günahlar yüzünden yakalayıp alaşağı etti. Allah, cezası çetin olandır.
12- O inkârcı kâfirlere de ki, siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena bir döşektir.
13- Hiç şüphesiz karşı karşıya gelen iki toplulukta size bir âyet, bir işaret ve ibret vardır. Onlardan biri Allah yolunda savaşıyordu, öbürü de kâfirdi ve karşılarındakini göz kararıyla kendilerinin iki katı görüyorlardı. Allah da gönderdiği yardımla dilediğini destekliyordu. Gören gözleri olanlar için elbette bunda apaçık bir ibret vardır.
14- İnsanlara kadınlar, oğullar, yüklerle altın ve gümüş yığınları, salma atlar, davarlar, ekinler kabilinden aşırı sevgiyle bağlanılan şeyler çok süslü gösterilmiştir. Halbuki bunlar dünya hayatının geçici faydalarını sağlayan şeylerdir. Oysa varılacak yerin (ebedî hayatın) bütün güzellikleri Allah katındadır.
15- De ki, size, o istediklerinizden daha hayırlısını haber vereyim mi? Korunan kullar için Rablerinin yanında cennetler var ki, altlarından ırmaklar akar, içlerinde ebedî kalmak üzere onlara, hem tertemiz eşler var, hem de Allah'dan bir rıza vardır. Allah, o kulları görür.
16- Onlar ki, "Ey Rabbimiz! Biz inandık, iman getirdik, artık bizim suçlarımızı bağışla ve bizi ateş azabından koru!" derler.
17- O sabredenleri, o doğruluktan şaşmayanları, o elpençe divan duranları, o nafaka verenleri ve seher vakitlerinde o istiğfar edip yalvaranları (görür).
18- Allah şehadet eyledi şu gerçeğe ki, başka tanrı yok, ancak O vardır. Bütün melekler ve ilim uluları da dosdoğru olarak buna şahittir ki, başka tanrı yok, ancak O aziz, O hakîm vardır.
19- Doğrusu Allah katında din, İslâm'dır; o kitap verilenlerin anlaşmazlıkları ise sırf kendilerine ilim geldikten sonra aralarındaki taşkınlık ve ihtirastan dolayıdır. Her kim Allah'ın âyetlerini inkâr ederse iyi bilsin ki, Allah hesabı çabuk görendir.
20- Buna karşı seninle münakayaşa kalkışırlarsa de ki: "Ben, bana uyanlarla birlikte kendi özümü Allah'a teslim etmişimdir". Kendilerine kitap verilenlere ve (kitap verilmeyen) ümmîlere de ki: "Siz de İslâm'ı kabul ettiniz mi?" Eğer İslâm'a girerlerse hidayete ermiş olurlar. Eğer yüz çevirirlerse, sana düşen şey ancak tebliğ etmektir. Allah kulları görendir.
21- Allah'ın âyetlerini inkâr edenler ve haksız yere peygamberleri öldürenler, insanlar içinde adaleti emredenlerin canına kıyanlar yok mu? Bunları acıklı bir azapla müjdele!
22- İşte bunlar öyle kimselerdir ki, dünyada da ahirette de bütün yaptıkları boşa gitmiştir. Onların hiçbir yardımcıları da olmayacaktır.
23- Görmüyor musun, o kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlar, aralarında hüküm vermek için Allah'ın kitabına davet olunuyorlar da, sonra içlerinden bir kısmı yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.
24- Bunun sebebi, onların "belli günlerden başka bize asla ateş azabı dokunmaz" demeleridir. Uydurageldikleri yalanlar dinlerinde kendilerini aldatmaktadır.
Yukarıya aldığımız ayetler gerçekten çok önemlidir. Kitapları tahrif edenler. Bir olan dini birçok dine, mezhebe, tarikatlara bölenler için çok önemli uyarılar vardır. İşte bizim amacımız da din adamları tarafından Kutsal kitaplarda yapılan tahrifatları ortaya sergilemek ve dini bin bir parçaya bölerek insanları birbirine düşman edenleri uyarmaktır. Uyarılarımıza kulak asmayacaklarını biliyoruz. Ama biz yine de uyaralım.
İBRAHİM’İN HARRAN’DAN ÇIKIŞI
Tevrat yazıcılarının yaptığı tahrifatı gözler önüne sermek için öncelikle şu Tevrat ayetlerini tekrar okuyalım:
BAP 11Yar.11: 26 Yetmiş yasından sonra Terah'in Avram, Nahor ve Haran adli oğulları oldu. Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yasadıktan sonra Harran'da öldü
Tevrat / Yaratılış
Bu ayetlerden anlaşılacağı üzere İbrahim, ( Avram ) babası 70 yaşını geçtikten sonra doğmuştur. Dolayısıyla babası öldüğünde İbrahim 135 yaşındadır. Yani babasının yanındadır, başka bir ifade ile ilk konaklama yeri olan ve bir türlü gidemedikleri Kenan ülkesinde değil de Harran’dadır. Tevrat ayetlerini okumaya devam edelim:
Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yasındaydı. Tevrat / Yaratılış
Bu ayete göre İbrahim Harran’dan ayrıldığında 75 yaşındadır diğer ayetlerden anlaşılacağı üzere ise 135 yaşındadır. Yahudi yazıcılar matematikten hiç anlamıyor anlaşılan. Denebilir ki, İbrahim babası ölmeden önce Harran’dan ayrılmıştır. Tevrat ayetlerini tekrar okuyalım ve mantıklı bir yorum yapalım bu soruya.
BAP 11Yar.11: 26 Yetmiş yasından sonra Terah'in Avram, Nahor ve Haran adli oğulları oldu. Yar.11: 27 Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haran’ın babasıydı. Haran’ın Lut adli bir oğlu oldu. Yar.11: 28 Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildaniler'in* Ur Kenti'nde öldü. Yar.11: 29 Avram'la Nahor evlendiler. Avram'ın karısının adı Saray, Nahor'unkinin adı Milka'ydı. Milka Yiska'nın babası Haran’ın kızıydı. Yar.11: 30 Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu. Yar.11: 31 Terah, oğlu Avram'ı, Haran’ın oğlu olan torunu Lut'u ve Avram'ın karısı olan gelini Saray’ı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildaniler'in Ur Kenti'nden ayrıldılar. Harran'a gidip oraya yerleştiler. Yar.11: 32 Terah iki yüz beş yıl yasadıktan sonra Harran'da öldü.
Tevrat / Yaratılış
Terah 70 yaşından sonra üç çocuk babası oluyor. Bu üç çocuk eğer üçüz değilse kronolojik anlatıma göre ilk oğlu İbrahim’ dir. Diğerleri birkaç yıl sonra doğmuştur. İlk evlenen oğlu en küçük olan Haran’dır ve onun da Lut adında oğlu olur. Keldanilerin Ur kentinde ( muhtemelen Urfa) Haran babası sağ iken ölür. Daha sonra İbrahim ve erkek kardeşi evlenirler İbrahim’in karısının adı Saray, Nahor’un karısının adı Milka’dır. Milka Yiska’nın babası, Haran’ın kızıdır. Burada Milka’nın erkek mi? yoksa kız mı? olduğu anlaşılmıyor. Anlamak için biraz zorluyoruz kendimizi; Yiska’nın babası olması için erkek olması gerekir. Herhalde Nahor bir erkekle evlenmedi. Hadi öğle oldu sanalım eşcinsel bir evlilik yaptılar peki Yiska’yı kim doğurdu? Haran’ın kızıyla evlenmişse o zaman Milka’nın kız olduğu ortaya çıkıyor. Dolayısıyla karısı erkek kardeşi Haran’ın kızıdır. Erkek kardeşinin kızının yani öz yeğeni Yiska ile evlenmesi ne kadar doğrudur bilemeyiz.. Dileriz çeviri hatasıdır bu..
Devam edelim; İbrahim’in karısı Saray kısırdır dolayısıyla çocuğu olmamaktadır. Daha sonra Terah oğlu İbrahim’i, Haran’ın oğlu yani torunu Lut’u ve İbrahim’in karısı Saray’ı yanına alarak Kenan ülkesine gitmek üzere yola çıkar, ancak bu yolculuk Kenan ülkesine varamadan noktalanır. Terah ve yanındakiler Harran’a yerleşir. Bu ayetten anlaşılacağı üzere Harran mola yeridir ve asıl gidilmesi hedeflenen yer Kenan ülkesi yani Filistin’dir. Güneydoğu Anadolu’da bulunan Harran’a geçici yerleşmek Terah’ın düşüncesinde vardır, nihai hedef Filistin’dir. Ama ne yazık ki Terah’ın ömrü buna yetmez ve İbrahim’in babası Terah 205 yaşındayken Harran’da ölür. Terah öldüğünde İbrahim 135 yaşındadır. Tevrat ayetlerini okumaya devam edelim:
BÖLÜM 12 Yar.12: 1 RAB Avram'a, «Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git» dedi, Yar.12: 2 «Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, Bereket kaynağı olacaksın. Yar.12: 3 Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak.» Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yasındaydı. Yar.12: 5 Karisi Saray’ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar. Tevrat / Yaratılış
Daha önceki ayetlerde yazıldığına göre, İbrahim’in babasının fikri Kenan ülkesine gitmektir. Bütün ailesini alarak yola çıkar ama önce Ur ketinde bir süre konaklar ve daha sonra Kenan ülkesine gidecektir, ancak ömrü buna vefa etmez ve bu şehirde ölür.
12. bölümün birinci ayetinde ise Tanrının İbrahim’e ailesi ile birlikte Kenan ülkesine gitmesi söylenir. Yani babasının fikri değil Tanrının emridir gidilmesi gereken yer. Hadi öyle farzedelim İbrahim babası ölmeden önce yani 75 yaşında Ur kentinden ailesi ile birlikte ayrıldı. Babasının Ur kentinde verdiği mola demek ki 60 yıl sürmüş. İbrahim’in babası şöyle bir mola verelim derken 60 yıl geçmiş ve çok arzuladığı yere gidememiştir. Maalesef Terah’ın ömrü buna yetmemiştir.
TEVRAT’A GÖRE ALLAH’IN İBRAHİM’İ SEÇMESİ
Tevrat’ın 12. Bölümünün ilk ayetinde Allah İbrahim ile konuşmaya başlar. Ona der ki; ülkeni akrabalarını baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git. İbrahim’i büyük bir ulus yapacağını bizzat İbrahim’e söyleyen Allah onu kutsayacağını, ün kazandıracağını, bereket kaynağı olacağını söyler ve İbrahim’i lanetleyenleri lanetleyeceğini söyleyip, yeryüzündeki bütün halkların da İbrahim aracılığıyla kutsanacağı sözünü verir. Tabi ki, bütün bunlar Yahudi yazıcılarına göre böyledir. Fakat burada anlaşılmayan bir şey var. Allah İbrahim’i niçin seçmiştir ve onunla neden konuşmuştur. Tevrat ayetlerinde bu konu hakkında hiçbir ipucu yoktur. İpucuna yakın tek ayete de az sonra okuyacağımız ayette tanık oluyoruz.
BAP 12 5 Karısı Saray’ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar. Tek ipucu bu ayettir, yani iyi para kazanarak köşeyi döndüğü ve çok zengin olduğudur. Yahudi yazıcılarına göre köşeyi dönen İbrahim Allah tarafından seçilmiş ve kutsanmıştır. Bütün uluslar da Köşeyi dönen İbrahim’in soyuna yani İsrail oğullarına kulluk edeceklerdir. Bu tam bir Yahudi zihniyetidir. Paraya tapan Yahudi zihniyetine uygun Şeytan ayetleridir okuduğumuz ayetler. Kur’an’da ise İbrahim’in putlara tapan babası dâhil tüm kavmine nasıl başkaldırdığı ve onlarla nasıl mücadele ettiği ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Tevrat’ta da yazılıdır bütün bunlar, ancak bu ayetler daha sonra Tevrat’tan çıkarılarak yukarda okuduğunuz beşeri metinlerle doldurulmuştur. Üstelik hata üstüne hata yapılarak 135 yaşındayken Harran’dan ayrılan İbrahim birdenbire 60 yaş gençleşir.
Bölüm 12 ye dönelim ve devam edelim; ilk ayetten itibaren Allah’ın İbrahim’i seçtiği ve onu büyük bir millet yapacağını söylemesi yazılmıştır.
BÖLÜM 12 Yar.12: 1 RAB Avram'a, «Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git» dedi, Yar.12: 2 «Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, Bereket kaynağı olacaksın. Yar.12: 3 Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak.»
Tevrat / Yaratılış
Bu olay Kur’an’da da şu ayetlerle tasdik edilmiştir. Fakat bir farkla Kur’an ayetlerinde İbrahim soyunun zalim yani Allah’a baş kaldıracağı vurgulanmaktadır. Nitekim öğle de olmuştur.
124 Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım kelimelerle sınamış, o da onları tamamlayınca: Ben seni insanlara önder yapacağım." demişti. "Soyumdan da (önderler yap ya Rabbi), dedi. (Rabbi): "Zalimlere ahdim ermez (onlar için söz vermedim)", buyurdu.
Kur'an/Bakara
İncil’de ise bu olay Hıristiyan yazıcılar tarafından Tevrat’a uygun olarak yazılmıştır. İncil ayetini okuyalım.
BAP 11 8 İman sayesinde İbrahim miras alacağı yere gitmesi için çağrılınca, Tanrı'nın sözünü dinledi ve nereye gideceğini bilmeden yola çıktı. İncil / İbranilere mektup
Daha sonra Lut ile birlikte Harran’dan ayrılıp Kenan diyarına gelmesi yazılmıştır.
Yar.12: 4 Avram RAB'bin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harran'dan ayrıldığı zaman yetmiş beş yasındaydı. Yar.12: 5 Karısı Saray’ı, yeğeni Lut'u, Harran'da kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar. Yar.12: 6 Avram ülke boyunca Sekem'deki More mesesine kadar ilerledi. O günlerde orada Kenanlılar yasıyordu. Yar.12: 7 RAB Avram'a görünerek, «Bu toprakları senin soyuna vereceğim» dedi. Avram kendisine görünen RAB'be orada bir sunak yaptı. Yar.12: 8 Oradan Beytel'in doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti. Çadırını batıdaki Beytel'le doğudaki Ay Kenti'nin arasına kurdu. Orada RAB'be bir sunak yapıp RAB'be yakardı. Yar.12: 9 Sonra kona göçe Negev'e doğru ilerledi.
Bu olay Kur’an da ele alınmıştır. Ancak her iki kitapta uçurum derecesinde farklılıklar vardır.
24- Kavminin (İbrahim'e) cevabı ise, "Onu öldürün, yahut yakın!" demelerinden ibaret oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, iman eden bir kavim için ibretler vardır.
25- (İbrahim onlara) dedi ki: "Siz, sırf aranızdaki dünya hayatına has muhabbet uğruna Allah'ı bırakıp birtakım putlar edindiniz. Sonra kıyamet günü (geldiğinde) ise, kiminiz kiminizi tanımayacak, kiminiz kiminizi lanetleyecektir. Varacağınız yer cehennemdir. Ve hiç yardımcınız da yoktur."
26- Bunun üzerine ona sadece Lut iman etti. (İbrahim) de dedi ki: "Ben Rabbime hicret edeceğim. Şüphe yok ki O çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."
Kur’an / Ankebut
Tevrat’ta daha sonra İbrahim’in Mısır’a gidişi konu edilir. Değerli okurlar bu ayetleri çok dikkatli okumanızı tavsiye ederiz.Yar.12: 10 Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısır’a gitti. Yar.12: 11 Mısır’a yaklaştıklarında karisi Saray'a, «Güzel bir kadın olduğunu biliyorum» dedi, Yar.12: 12 «Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‘Bu onun karisi’ diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar. Yar.12: 13 Lütfen, ‘Onun kız kardeşiyim’ de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.» Yar.12: 14 Avram Mısır’a girince, Mısırlılar karisinin çok güzel olduğunu fark kettiler. Yar.12: 15 Kadını gören firavunun adamları, güzelliğini firavuna övdüler. Kadın saraya alındı. Yar.12: 16 Onun hatırı için firavun Avram'a iyi davrandı. Avram davar, sığır, erkek ve dişi eşek, erkek ve kadın köle, deve sahibi oldu. Yar.12: 17 RAB Avram'in karisi Saray yüzünden firavunla ev halkının basına korkunç felaketler getirdi. Yar.12: 18 Firavun Avram'i çağırtarak, «Nedir bana bu yaptığın?» dedi, «Neden Saray’ın karin olduğunu söylemedin? Yar.12: 19 Niçin ‘Saray kız kardeşimdir’ diyerek onunla evlenmeme izin verdin? Al karini, git!» Yar.12: 20 Firavun Avram için adamlarına buyruk verdi. Böylece Avram'la karısını sahip olduğu her şeyle birlikte gönderdiler.
Okuduğunuz ayetlerde İbrahim’in Mısır’a geçişi ve Firavun’la arasında geçen olay anlatılmaktadır. Bu olay Kur’an’da yazılmamıştır. Daha önce bahsettiğimiz gibi buna gerek de yoktur. Bu ayetleri okuduktan sonra İbrahim’in eylemci peygamber değil de; bir korkak, düzenbaz, karısını kız kardeşi gibi tanıtıp Firavun’a pazarlayan biri olduğunu anlamaktayız. Yahudi yazıcılar İbrahim’i kendileriyle karıştırıyorlar herhalde.
Olayın saçmalığı daha baştan kendini belli etmektedir. Filistin’de şiddetli bir kıtlık vardır, dolayısıyla İbrahim burada iyi para kazanamamaktadır. Ama çok kurnaz olan Yahudi yazıcılarının İbrahim’i o zamanların zengin ülkesi olan Mısır’a gitmeye karar verir. İlk entrikasını da orada çevirir. Karısının güzelliğinden faydalanarak Mısır Firavununun kendisini öldürmemesi için planını yapar ve karısına der ki; «Güzel bir kadın olduğunu biliyorum. Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‘Bu onun karisi’ diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar. Lütfen, ‘Onun kız kardeşiyim’ de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.» Karısı da bunu kabul eder. Mısır’a girdiklerinde Firavunun adamları İbrahim’in karısının çok güzel olduğunu fark ederler. Hemen Firavuna haber verirler. Firavun da İbrahim’in karısını beğenerek saraya alır ve İbrahim’in karısıyla evlenir. Bu sayede Firavun İbrahim’e iyi davranır ve ona mallar ve köleler verir. Böylece İbrahim yine köşeyi döner.
Ama ortada bir sorun vardır. Daha sonra okuyacağımız ayetlerden anlaşılacağı üzere 135 yaşındaki İbrahim’in kısır olan karısı adetten de kesilmiştir ve 100 yaşlarındadır. 100 yaşında adetten kesilmiş bir kadını Firavun neden kendine karı olarak alsın. 100 yaşındaki kadında güzellik mi kalır. Üstelik kendisine bir oğlan çocuk bile doğuramayacaktır. İbrahim de nasıl bir peygamberdir ki 100 yaşındaki karısının Firavuna karı olmasına izin vermiştir. (Gerçi kendisinden sonra peygamberlik yapan ve İsrail oğullarına önderlik eden eski Mısır prensi Musa’ya verilen 10 emirden haberdar olsaydı, karısını zinaya zorlamazdı herhalde. Çünkü 10 emirden biri “zina etmeyeceksin”dir.) Hiçbir peygamberde tanık olmadığımız bu duruma Tevrat’ın İbrahim’inde tanık oluyoruz. Çünkü para kazanmak, mal mülk edinmek için her şey mubahtır zihniyetine sahip Yahudi yazıcıları yazmıştır bu ayetleri. Yahudi yazıcıları çok kurnaz ya, Firavun’da salağın teki. Neyse biz konumuza devam edelim:
Nasıl olduğu anlaşılmamakla birlikte Firavunun başına felaketler gelir ve Saray’ın İbrahim’in kız kardeşi olmadığını onun karısı olduğunu anlar. İbrahim’in ona attığı kazıktan dolayı onu cezalandırmaz ve tam tersini yaparak İbrahim’i mükâfatlandırır. Ona bir sürü hayvan ve köle vererek Mısır’dan gitmesini söyler. İbrahim de ellerini ovuşturarak karısını ve mallarını alarak oradan sıvışır. Tam bir Yahudi zihniyeti. Bu saçmalıkları burada noktalayıp diğerlerine geçelim.
Bölüm 13 den itibaren Lut’la birlikte Mısır’dan ayrılıp İbranice Negeb olan Cenub’a çıktıkları ve İbrahim’in çok zengin olduğu vurgulanmaktadır.
BÖLÜM 13
Yar.13: 1 Avram, karisi ve sahip olduğu her şeyle birlikte Mısır’dan ayrılıp Negev'e doğru gitti. Lut da onunla birlikteydi. Yar.13: 2 Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı. Yar.13: 3 Negev'den başlayıp bir yerden öbürüne göçerek Beytel'e kadar gitti. Beytel'le Ay Kenti arasında daha önce çadırını kurmuş olduğu yere vardı. Yar.13: 4 Önceden yapmış olduğu sunağın bulunduğu yere gidip orada RAB'be yakardı. Yar.13: 5 Avram'la birlikte göçen Lut'un da davarları, sığırları, çadırları vardı. Yar.13: 6 Malları öyle çoktu ki, toprak birlikte yasamalarına elvermedi; yan yana yasayamadılar. Yar.13: 7 Avram'ın çobanlarıyla Lut'un çobanları arasında kavga çıktı. -O günlerde Kenanlılar'la Perizliler de orada yasıyorlardı.- Yar.13: 8 Avram Lut'a, «Biz akrabayız» dedi, «Bu yüzden aramızda da çobanlarımız arasında da kavga çıkmasın. Yar.13: 9 Bütün topraklar senin önünde. Gel, ayrılalım. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim.» Yar.13: 10 Lut çevresine baktı. Seria Ovası’nın tümü RAB'bin bahçesi gibi, Soar'a doğru giderken Mısır toprakları gibiydi. Her yerde bol su vardı. RAB Sodom ve Gomora kentlerini yok etmeden önce ova böyleydi. Yar.13: 11 Lut kendine Seria Ovası’nın tümünü seçerek doğuya doğru göçtü. Birbirlerinden ayrıldılar. Yar.13: 12 Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodom'a yakın bir yere çadır kurdu. Yar.13: 13 Sodom halkı çok kötüydü. RAB'be karsı büyük günah isliyordu. Yar.13: 14 Lut Avram'dan ayrıldıktan sonra, RAB Avram'a, «Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak» dedi, Yar.13: 15 «Gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana ve soyuna vereceğim. Yar.13: 16 Soyunu toprağın tozu kadar çoğaltacağım. Öyle ki, biri çıkıp da toprağın tozunu sayabilirse, senin soyunu da sayabilecek. Yar.13: 17 Kalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş.» Yar.13: 18 Avram çadırını söktü, gidip Hevron'daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada RAB'be bir sunak yaptı.
Yukarda anlatılan bu olayın ayrıntılarına Kur’an’da rastlamıyoruz. Fakat mallarının çoğalması ve çobanlarının kavga etmesinden dolayı ayrıldıkları da pek inandırıcı gelmiyor doğrusu. Konumuza devam edelim:
BÖLÜM 14
Yar.14: 1 Bu arada Sinar* Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryok, Elam Kralı Kedorlaomer ve Goyim Kralı Tidal D Not 14:1 «Sınar», yani «Babil». Yar.14: 2 Sodom Kralı Bera'ya, Gomora Kralı Birsa'ya, Adma Kralı Sinav'a, Seveyim Kralı Semever'e ve Bala -Soar- Kralı’na karsı savaş açtı. Yar.14: 3 Bu son beş kral bugün Lut Gölü olan Siydim Vadisi'nde güçlerini birleştirmişti. Yar.14: 4 Bu krallar on iki yıl Kedorlaomer'in egemenliği altında yasamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı. Yar.14: 5-6 On dördüncü yıl Kedorlaomer'le onu destekleyen öbür krallar gelip Asterot-Karnayim'de Refalilar'i, Ham'da Zuzlular'i, Save-Kiryatayim'de Emliler'i, çöl kenarındaki El-Paran'a kadar uzanan dağlık Seir bölgesinde Horlular'i bozguna uğrattılar. Yar.14: 7 Oradan geri dönüp Eyn-Mispat'a -Kades'e- gittiler. Amalekliler'in bütün topraklarını alarak Haseson-Tamar'da yasayan Amorlular'i bozguna uğrattılar. Yar.14: 8-9 Bunun üzerine Sodom, Gomora, Adma, Seveyim, Bala -Soar- kralları yola çıktı. Bu beş kral dört krala -Elam Kralı Kedorlaomer, Goyim Kralı Tidal, Sinar Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryok'a- karsı Siddim Vadisi'nde savaş düzenine girdiler. Yar.14: 10 Siddim Vadisi zift çukurlarıyla doluydu. Sodom ve Gomora kralları kaçarken adamlarından bazıları bu çukurlara düştü. Sağ kalanlarsa dağlara kaçtı. Yar.14: 11 Dört kral Sodom ve Gomora'nin bütün malini ve yiyeceğini alıp gitti. Yar.14: 12 Avram'in yeğeni Lut'la mallarını da götürdüler. Çünkü o da Sodom'da yasıyordu. Yar.14: 13 Oradan kaçıp kurtulan biri gelip İbrani Avram'a durumu bildirdi. Avram Eskol'la Aner'in kardeşi Amorlu Mamre'nin meşeliğinde yasıyordu. Bunların hepsi Avram'dan yanaydılar. Yar.14: 14 Avram yeğeni Lutrun tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına alarak dört kralı Dan'a kadar kovaladı. Yar.14: 15 Adamlarını gruplara ayırdı, gece saldırıp onları bozguna uğratarak Şam’ın kuzeyindeki Hova'ya kadar kovaladı. Yar.14: 16 Yağmalanan bütün mali, yeğeni Lut'la mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi. 14. Bölümün ilk ayetlerinden itibaren Ortadoğu’da gerçekleşen savaşlar ele alınır. Bu savaşlar birkaç Krallığın birleşerek aralarnda Lut’un da bulunduğu Sodom Gomora ve başka krallıkların müttefikliğine karşı yapılmıştır. Sodom ve Gomora Kralları bu savaşta yenilirler ve kaçarlar. Lut da galip gelen Kralların eline esir düşer. Lut’un mallarına da el koyarak onu götürürler. Ancak bu tutsaklıktan kaçan biri gelip durumu İbrahim’e bildirir.
Daha önce kendisini Mısır Kralına Saray’ın ağabeyi olarak tanıtıp canını kurtaran ve Firavunun karısıyla evlenmesine göz yuman Tevrat yazıcılarının korkak İbrahim’i birden bire kahraman bir savaşçıya dönüşür ve topu topu 318 adamıyla savaştan galip çıkan 4 Kralın peşine düşer ve onları Dan’a kadar kovalar. Üstelik bütün bunları 135 yaşındayken yapar. Yağmalanan bütün malları, yeğeni Lut’u kadınları ve tutsak olan halkı geri getirir.
Daha sonra gerçekleşen olayları Tevrat metinlerinden okumaya devam edelim: Yar.14: 17 Avram Kedorlaomer'le onu destekleyen kralları bozguna uğratıp dönünce, Sodom Kralı onu karşılamak için Kral Vadisi olan Save Vadisi'ne gitti. Yar.14: 18 Yüce Tanrı’nın kâhini* olan Salem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi. Yar.14: 19 Avram'i kutsayarak söyle dedi: «Yeri göğü yaratan yüce Tanrı Avram'i kutsasın, Yar.14: 20 Düşmanlarını onun eline teslim eden yüce Tanrı’ya övgüler olsun.» Bunun üzerine Avram her şeyin ondalığını Melkisedek'e verdi. Yar.14: 21 Sodom Kralı Avram'a, «Adamlarımı bana ver, mallar sana kalsın» dedi. Yar.14: 22-23 Avram Sodom Kralı’na, «Yeri göğü yaratan yüce Tanrı RAB'bin önünde sana ait hiçbir şey, bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma ant içerim» diye karşılık verdi, «Öyle ki, ‘Avram'i zengin ettim’ demeyesin. Yar.14: 24 Yalnız, adamlarımın yedikleri bunun dışında. Bir de beni destekleyen Aner, Eskol ve Mamre paylarına düşeni alsınlar.»
Daha önce karısını kız kardeşi olarak tanıtıp Firavun’u kandıran ve 100 yaşındaki karısıyla evlenmesine izin veren, bu olayın açığa çıkmasıyla cezalandırılacağına mallarla ödüllendirilmesine ses çıkarmayıp saraydan ayrılan İbrahim. Sodom Kralının ona vermeyi önerdiği malları reddetmesi ilgi çekicidir. Tavrı da gerçekten kahramancadır. , «Yeri göğü yaratan yüce Tanrı RAB'bin önünde sana ait hiçbir şey, bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma ant içerim Öyle ki, ‘Avram'ı zengin ettim’ demeyesin. Tevrat yazıcılarının İbrahim’i iki ayrı kişilik olarak çıkıyor karşımıza. Tabi Tevrat yazıcılarının hayali Tanrı’sı olup biteni görmektedir. Tevrat metinlerini okumaya devam edeceğiz, ancak Kur’an’dan bir ayet okuyalım önce:
258- Allah, kendisine hükümdarlık verdi diye, Rabbi hakkında İbrahim'le tartışanı görmedin mi? Hani İbrahim, ona: "Benim Rabbim odur ki, hem diriltir, hem öldürür." dediği zaman: "Ben de diriltir ve öldürürüm." demişti. İbrahim: "Allah güneşi doğudan getiriyor, haydi sen onu batıdan getir!" deyince o inkâr eden herif şaşırıp kaldı. Öyle ya, Allah zalimler topluluğunu doğru yola iletmez.
Kur’an / Bakara
Bu ayette İbrahim’in bir Kralla tartıştığına tanık oluyoruz ancak bu Kralın kim olduğu ve neden İbrahim ile tartışmaya girdiği açıklanmamıştır. Kur’an’da başka surelerdeki ayetler bir araya getirilince bu Kral’ın o zamanlar çok güçlü ve kudretli biri olduğu ve bu gücünün onu kibirlendirerek kendini Tanrı gibi görmesine neden olduğunu anlamaktayız. İbrahim’in göksel bir tanrıdan söz etmesi bu Kralı kızdırmıştır ve onu ibret olsun diye ateşte yakarak öldürmeye kalktığına tanık oluyoruz.
67- "Size de, Allah'ı bırakıp taptıklarınıza da yazıklar olsun, siz hâlâ akıllanmayacak mısınız?"
68- Onlar: "Bir şey yapacaksanız, şunu yakın da tanrılarınıza yardım edin" dediler.
69- Biz: "Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız ol" dedik.
70- Ona düzen kurmak istediler, fakat biz kendilerini daha fazla hüsrana uğrattık.
Kur’an / Enbiya
97- Onlar: "Haydin onun için bir yapı yapın da onu ateşe atın." dediler.
98- Böylece ona bir tuzak kurmak istediler. Biz de kendilerini daha alçak düşürdük.
99- Bir de dedi ki: "Ben Rabbime gidiyorum, o bana yolunu gösterir."
Kur’an/Saffat
Bu Kral’ ın Babil Kralı Nemrut olduğu sanılmaktadır. Ancak bu kesin değildir. Bizce önemli olan daha doğrusu konumuzla bağlantılı olan şey; eğer İbrahim’le tartışmaya giren Kral Nemrut ise çok zalim biri olduğu açıktır. Oysa Tevrat metinlerinde Nemrut’un çok daha farklı daha doğrusu tam zıttı olduğu görülmektedir.
BÖLÜM 10
Yar.10: 6 Ham'in oğulları: Kûs, Misrayim, Pût, Kenan. Yar.10: 7 Kûs'un oğulları: Seva, Havila, Savta, Raama, Savteka.Raama'nin oğulları: Seva, Dedan. Yar.10: 8 Kûs'un Nemrut adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı. Yar.10: 9 RAB'bin önünde yiğit bir avcıydı. «RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı» sözü buradan gelir. Yar.10: 10 İlkin Sinar topraklarında, Babil, Erek, Akat, Kalne kentlerinde krallık yaptı. Yar.10: 11-12 Sonra Asur'a giderek Ninova, Rehovot-Ir, Kalah kentlerini ve Ninova'yla önemli bir kent olan Kalah arasında Resen'i kurdu.
Tevrat / Yaratılış
Öncelikle şunu belirtmeliyiz, Tevrat’ta geçen Nemrut ile İbrahim’le tartıştığı zannedilen Nemrut aynı kişi midir bilinmez ama şu da bir gerçektir ki; Tevrat’ta sıralanan kronolojiye göre İbrahim’in çağdaşı olduğu sanılmaktadır. Eğer böyle ise Nemrut Tevrat yazıcılarına göre yiğit bir avcı İslam âlimlerine göre ise asık suratlı acımasız kişi. Yani Yahudilere göre «RAB'bin önünde Nemrut gibi yiğit avcı» yani onurlu bir Kraldır Nemrut. Müslüman âlimlerin gözünde ise “ Nemrut suratlı” ifadesiyle anılan zalim bir Kraldır. Biz bu tartışmanın içine girmiyoruz Çünkü Kur’an bu konu hakkında kesin bir bilgi vermemektedir.
Şimdi kaldığımız yerden yani Yahudi yazıcılarının Tanrı’sı ile yine Yahudi yazıcılarının İbrahim’i arasında geçen diyaloğa bir göz atalım.
BÖLÜM 15
Yar 15:1 Bundan sonra RAB bir görümde Avram'a, «Korkma, Avram» diye seslendi, «Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.» Yar 15:2 Avram, «Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?» dedi, «Çocuk sahibi olamadım. Evim Samli Eliezer'e kalacak. Yar.15: 3 Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.» Yar.15: 4 RAB yine seslendi: «O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.» Yar.15: 5 Sonra Avram'i dışarı çıkararak, «Göklere bak» dedi, «Yıldızları sayabilir misin? İste, soyun o kadar çok olacak.» Yar.15: 6 Avram RAB'be iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı. Yar.15: 7 Tanrı Avram'a, «Bu toprakları sana miras olarak vermek için Kildaniler'in* Ur Kenti'nden seni çıkaran RAB benim» dedi. Yar.15: 8 Avram, «Ey Egemen RAB, bu toprakları miras alacağımı nasıl bileceğim?» diye sordu. Yar.15: 9 RAB, «Bana bir düve, bir keçi, bir de koç getir» dedi, «Hepsi üçer yasında olsun. Bir de kumruyla güvercin yavrusu getir.» Yar.15: 10 Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karsı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi. Yar.15: 11 Leşlerin üzerine konan yırtıcı kuşları kovdu. Yar.15: 12 Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü. Yar.15: 13 RAB Avram'a söyle dedi: «Sunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yasayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek. Yar.15: 14 Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla çıkacak. Yar.15: 15 Sen de esenlik içinde atalarına kavuşacaksın. İleri yasta ölüp gömüleceksin. Yar.15: 16 Soyunun dördüncü kuşağı buraya geri dönecek. Çünkü Amorlular'in yaptığı kötülükler henüz doruğa varmadı.» Yar.15: 17 Güneş batıp karanlık çökünce, dumanlı bir mangalla alevli bir meşale göründü ve kesilen hayvan parçalarının arasından geçti. Yar.15: 18-21 O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona söyle dedi: «Mısır Irmağı’ndan büyük Fırat Irmağı’na kadar uzanan bu toprakları -Ken, Keniz, Kadmon, Hitit*, Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgas ve Yevus topraklarını- senin soyuna vereceğim.»
Tevrat’ın bu bölümü tamamen Yahudi yazıcılar tarafından yazılmıştır. Kesinlikle Allah’ın indirdiği ayetler değildir. Üstelik bu yazılanlar sadece tahrifat amaçlı değil siyasi ve ideolojik amaçlıdır. Konumuz bu olayın siyasi tarafını ele almak olmadığı için diğer serilerimizde bilgi vermeye çalışacağız.
Dört Kralı kovalayıp Lut’u ve Sodom Halkını ve onların mallarını kurtaran İbrahim Sodom Kralının teklif ettiği malları bile reddederek kendisinin ne kadar güçlü ve kudretli olduğunu göstermişti daha önce okuduğumuz metinlerde. Az önce okuduğumuz ayetlerde ise gene yalnız kalmış ve korkan, Tanrı tarafından da korkma diye teselli edilen İbrahim Tanrı ile neredeyse hesap sorar gibi konuşmaktadır. , «Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin? Çocuk sahibi olamadım. Evim Samli Eliezer'e kalacak. Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.» Tanrı da ona cevap verir. «O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.» 318 uşağa sahip olan ve onlarla birlikte büyük bir zafer kazanan İbrahim evinin mirasçısı bir çocuğa dahi sahip olamamaktan yakınmaktadır. Tek uşağının ( daha önceki 317 uşağa ne olmuşsa) mirasçı olmasına da gönlü elvermez. Daha sonra Tanrı gökteki yıldızları göstererek soyunu o kadar çok yapacağını gösterir ve bunun üzerine İbrahim Tanrıya iman eder. Bundan sonra anlatılanlarla 18. ayetten 21. ayetlere kadar olan kısımda yazılanlarla bir bağ kuramadık, ama bunların kesinlikle siyasi amaçla Tevrat’a sokulan insan sözleri olduğunu biliyoruz. Bunu da zamanı gelince kanıtlayacağız. Konumuza devam edelim. 9. ayetten 17. ayete kadar olan kısmın benzerine Kur’an’da da rastlıyoruz ayeti okuyalım:
260- Bir zamanlar İbrahim de: "Ey Rabbim! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster!" demişti. Allah: "İnanmadın mı ki?" buyurdu. İbrahim: "İnandım, fakat kalbim iyice yatışsın diye istiyorum." dedi. Allah buyurdu ki: "Öyle ise kuşlardan dördünü tut da onları kendine çevir, iyice tanıdıktan sonra (kesip) her dağın başına onlardan birer parça dağıt, sonra da onları çağır, koşa koşa sana gelecekler ve bil ki, Allah gerçekten çok güçlüdür, hüküm ve hikmet sahibidir."
Kur’an / Bakara
Ancak bu ayetlerde İbrahim’in soyuna vaat edilenlerden sonra iman etmiş olması belirtilmez. İbrahim’in böyle bir istekte bulunması ve Allah’ın da İbrahim’e bunu kanıtlaması tamamen metafizik bir olaydır. Bakara suresinin bu ayetinden bir önceki ayetten bunu anlıyoruz.
Şimdiye kadar yazdıklarımız açıkça göstermektedir ki, Kur’an’da anlatılan İbrahim ile daha önce inen kitaplarda anlatılan İbrahim arasında taban tabana zıtlık vardır. Tabi ki doğru olan Kur’an’da anlatılan İbrahim’dir. Zaten Kur’an önce inen kitaplardaki tahrifatı gözler önüne sermek için de inmiş son kutsal kitaptır.
Araştırmacı yazar:
Ahmet Hüseyin DAMARLI
0 yorum yazilmistir